GÖRÜŞ

‘Türkiye, ABD’den talepleri karşılığında NATO'da ‘evet’ derim diyorsa bu çok yanlış bir politika’

Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine ‘hayır’ diyeceğini açıklaması üzerine Batı’da Türkiye’yi ikna çabaları sürüyor. ABD’li mevkidaşı ile görüşen Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Türkiye’nin bir dizi beklentilerini iletti. Sputnik, sürecin sonuçlarının neler olabileceğini ve Türkiye’nin atması gereken adımları uzmanlara sordu.
Sitede oku
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyeliklerini Türkiye’nin veto edeceğini birçok kez dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, son açıklamasında, “Biz de eğer 85 milyonluk Türkiye isek geçmişte bu ülke bu delikten bir kez sokuldu ama bu delikten tekrar bir daha sokulmayı kesinlikle istemiyoruz. Onun için de kararlı bir şekilde bu politikamızı sürdüreceğiz. NATO'ya Finlandiya ve İsveç'in girmesine 'hayır' diyeceğimizi ilgili arkadaşlarımıza söyledik. Yolumuza bu şekilde devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
ABD Başkanı Joe Biden da Türkiye’nin, Finlandiya ve İsveç'in NATO üyeliği konusundaki tutumuna ilişkin soruya, "Türkiye’ye gitmeyeceğim ama bence iyi olacağımızı düşünüyorum" yanıtını verdi. ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan ise Finlandiya ve İsveç'in NATO üyeliği konusunda "Türkiye’nin güvenlik endişelerinin karşılanabileceğini", ABD'nin de süreçte rol oynadığını belirtti.
İsveç ve Finlandiya’dan ise Türkiye’yi ikna girişimleri sürüyor. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan, ikna için Türkiye'ye heyet göndermeye hazırlanan bu ülkelere "Boşuna yorulmasınlar" mesajı verdi.

Türkiye, ABD’ye beklentilerini iletti

Tüm bu gelişmeler yaşanırken Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu da ABD’ye gitti ve temasları kapsamında ABD’li mevkidaşı Antony Blinken ile uzun bir görüşme yaptı.
Çavuşoğlu, Blinken ile Stratejik Mekanizma kapsamında "çok pozitif" bir görüşme yaptıklarını belirtti. Çavuşoğlu’nun açıkladığı ABD’ye iletilen beklentiler, ‘Türkiye’nin güvenlik endişelerinin giderilmesi, PKK/YPG’ye desteğe son verilmesi, CAATSA yaptırımlarının sonlandırılması, Kongre’ni de onayıyla F-16’ların Türkiye’ye verilmesi, Yunanistan konusunda ABD’nin dengeli tutum takınması’ oldu.
ABD Dışişleri Bakanı Blinken'ın ikili görüşmede, "Türkiye'nin güvenlik endişelerinin giderilmesi için gerekli mesajları vereceklerini" söylediğini belirten Çavuşoğlu, bunu Berlin'de ve daha sonra da birçok müttefikten duyduklarını kaydetti.
Biden yönetimini samimi bulup bulunmadığı sorulan Çavuşoğlu, "Ben kimsenin samimiyet testini yapmam ama sözlerinde durmadıklarında da açıkça söyleriz” ifadelerini kullandı.

‘Türkiye için asla bir çözüm değildir’

Bu süreç daha devam edecek gibi görünüyor. Sürecin sonuçlarının ne olabileceğini ve Türkiye’nin atması gereken adımları Sputnik’e değerlendiren uzmanlar ise Türkiye’nin ABD’ye PKK/YPG konusunda güvenmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Müstafi Tümamiral Cihat Yaycı, “Türkiye, ABD’den talepte bulunuyorsa ve bu taleplerin yerine getirilmesi karşılığında Finlandiya ve İsveç'in NATO'ya girişine onay veririm diyorsa bence çok yanlış bir politika izliyordur. Çünkü sadece ABD'den talepte bulunmak ve bu taleplerin yerine getirilmesini sağlamak Türkiye için asla bir çözüm değildir. Bunlar günlük taleplerdir. CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve Türkiye ile Yunanistan arasında bir denge güdülmesi çok ucu açık, yuvarlak, her tarafa çekilebilecek, somut bir protokolü, somut maddeleri olmayan sözler. Diğer taraftan ABD’nin PKK/YPG'ye desteğini çekmesini yerine getirmeleri konusunda ciddi endişelerin bulunuyor. ‘Biz PKK/YPG'ye Türkiye'ye karşı destek vermiyoruz’ diyerek işin içinden çıkabilecekleri bir durum gibi oluşabilir” değerlendirmesinde bulundu.

‘Türkiye, stratejik, uzun vadeli ve kalıcı hususları talep etmelidir’

“İsveç ve Finlandiya’nın Türk ve Türkiye düşmanlığı çok açıktır” diye devam eden Yaycı, şunları ekledi:

“NATO’ya bu düşmanlıkla girdikleri takdirde Yunanistan ile birlikte Türkiye’nin bütün istek ve ihtiyaçlarını bloke edeceklerdir. Söz konusu iki devletin PKK ve FETÖ başta olmak üzere tüm Türkiye karşıtı terör örgütlerine kucak açıp, besleyip büyüttükleri de tartışmasız bir gerçektir. Bununla birlikte, bırakınız sözde Ermeni Soykırımı iftirasını, İsveç 2010 yılında Keldani, Asuri, Süryani, Pontus sözde soykırım iftiralarını dahi kabul edip yasalaştırmıştır. Türkiye bu iki devletin NATO’ya girdikten sonra Türkiye karşıtlığı yönünde Yunanistan ile iş birliği yapmasını engelleyecek şekilde tüm argümanları üyelik öncesinde ellerinden almalıdır. Bu çerçevede, Türkiye’nin Finlandiya ve İsveç’ten NATO’ya üyeliklerine vetosunu kaldırma şartları olarak, yaptırımların kaldırılması gibi günlük taleplerden ziyade özellikle stratejik, uzun vadeli ve kalıcı hususları talep etmelidir.”

‘KKTC’yi tanımaları şart koşulmalıdır’

Yaycı, bu talepleri ise şöyle anlattı:
“PKK, FETÖ ve benzeri terör örgütleri faaliyetleri derhal yasaklanmalı, bu terör örgütleri ile iltisaklı ve irtibatlı tüm kişiler sınırdışı edilerek Türkiye’ye iade edilmelidir. Ülkelerine irtica etmiş ya da iltica talebinde bulunmuş tüm FETÖ ve PKK mensuplarının yapılmış iltica ve devam eden iltica işlemlerini iptal edip Türkiye’ye iade etmelidirler. Bu ülkelerde kabul edilmiş olan tüm Türk ve Türkiye aleyhtarı ve Atalarımıza atılan iftiraları içeren sözde soykırım ve benzeri kabul karar ve yasaları derhal kaldırılıp, Türklerden ve Türkiye’den özür dilenmelidir. Sözde Kıbrıs meselesinde Yunanistan ile işbirliği oluşturma imkanlarının şimdiden ortadan kaldırılması için KKTC’yi tanımalarının şart koşulmalıdır. Yunanistan ve diğer destekçileri üye devletlerle birlikte Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Adalar Denizi politikasına karşı pakt oluşturmalarını engellemek üzere; Doğu Akdeniz ve adalar denizinde ön gördüğümüz Münhasır Ekonomik Bölge’yi (MEB) tanımalarını, Adalar Denizi’nde karasularının 3 mil olduğu Lozan Anlaşması statüsüne dönülmesi çağrısı yapmalarını, Yunanistan’ın Lozan ve Paris Anlaşmalarına aykırı olarak askerileştirdiği gayri-askeri statüdeki adaların derhal askersizleştirilmesi çağrısının yapılmasını, Yunanistan’ın kendisine devredilmediği halde sahiplendiği 152 EGAYDAAK’ın Türkiye’ye devretmesi çağrısının yapılmasının sağlanması hususlarının şart koşulması ve bu şartlar yerine getirildikten sonra NATO’ya kabul edilmeleri yönündeki vetonun kaldırılacağının net ve kesin bir ifadeyle belirtilmesi zaruridir.”
Yaycı, “Yunanistan Makedonya’nın NATO’ya kabulü İçin senelerce hiçbir şartından taviz vermeden direnmiş, Makedonya’nın ismini dahi Kuzey Makedonya olarak değiştirtmiş, tüm şartları yerine geldikten sonra vetosunu kaldırmıştır. Biz de en az Yunanistan kadar kararlı bir duruş sergilemek zorundayız” diye de ekledi.

‘Batı tarafından kısa süreli bir blöf olarak görülüyor’

Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Köni ise Ukranya’daki durum nedeniyle Türkiye'nin jeopolitik önemi arttığını vurguladı ve şunları ekledi:
“Türkiye bu durumu kendisinin tekrar Batı’ya daha yakınlaşmasına vesile olarak görüyor. Bu sırada İsveç ve Finlandiya'nın NATO'ya katılma istekleri de diğer bazı isteklerini gerçekleştirilmesine bir fırsat olarak görüldü. Türkiye sadece Finlandiya ve İsveç'in değil, Suriye'de ve Irak'ta ABD’ye PKK/YPG’ye karşı tutumlarından da çok rahatsız. Hatta bu rahatsızlık İsveç ve Finlandiya’ya olandan çok daha fazladır. Fakat Türkiye ABD’yi karşısına almak istemiyor. Çünkü ekonomik durum nedeniyle gelecek yatırımlara ihtiyacı var. Fakat gittikçe ekonomik durum daha çok bozuluyor ve bu ekonomik durum içinde gidip Batı'ya kafa tutabilecek bir tavır olması şimdilik Batı tarafından kısa süreli bir blöf olarak görülüyor.”

‘Türkiye’nin ABD’den Suriye’de istedikleri yerine gelmeyecek’

Prof. Dr. Köni, “Ortadoğu'daki gelişmeler ABD’de daha çok İsrail lobisi üzerinden dönüyor. İsrail'in de burada bir Kürt devleti kurmaktan vazgeçmesi mümkün değil çünkü Kürt devleti Arapları binlerce yıl oyalayacak bir yapı. Bu süreçte İsveç ve Finlandiya bazı adımlar atabilir. Fakat Türkiye’nin ABD’den Suriye’de istedikleri, Kıbrıs konusundaki istedikleri pek yerine gelmeyecek” diye de ekledi.
Yorum yaz