GÖRÜŞ

AB’nin insan hakları ihlal yaptırımlarından Türkiye ne ölçüde etkilenir?

Avrupa Birliği’nin dünya çapında insan hakları ihlalinde bulunan devlet veya devlet dışı aktörlere dönük yaptırım uygulaması kararı çıktı. Türkiye’nin bu karardan ne derece etkileneceğini ve kararın öncelikli hedeflerini Avrupa Birliği ve Küresel Araştırmalar Derneği Başkan Yardımcısı Can Baydarol, Sputnik’e anlattı.
Sitede oku

AB Dışişleri Bakanları Toplantısı’ndan birliğin dünya çapında insan hakları ihlalinde bulunan devlet veya devlet dışı aktörlere dönük yaptırım uygulaması kararı çıktı. Söz konusu yaptırımlar, seyahat yasağı, varlıkların dondurulması ve AB içindeki kişi ve kuruluşların yaptırım listesine alınanlara doğrudan veya dolaylı fon sağlamasının yasaklanmasını içeriyor. Yaptırım kapsamındaki ihlaller ise soykırım, insanlığa karşı suç ile işkence, kölelik, yargısız infaz, keyfi tutuklama ve gözaltı gibi ciddi durumları kapsıyor. Peki, bu karar Türkiye’yi ne denli etkiler? Kararın öncelikli hedefi hangi ülkeler olur? Avrupa Birliği ve Küresel Araştırmalar Derneği (ABKAD) Başkan Yardımcısı Can Baydarol, Sputnik’e anlattı. 

‘Yaptırımların önünü açan kararın öncelikli hedefi Polonya ve Macaristan’ 

Baydarol’a göre bu kararın öncelikli hedefi Türkiye olmasa da, Ankara’nın insan hakları ihlallerinden, hukukun üstünlüğüne, demokrasinin önündeki engellere kadar her konuyu gözden geçirmesi hayati önemde:  

“Dışişleri bakanları, dünkü zirvede Türkiye’ye herhangi bir cümle eklemekten kaçındı. Çünkü çok ciddi görüş ayrılıklarının ortaya çıktığı anlaşılıyor. Bu insan haklarıyla ilgili yaptırım konusu da Türkiye’den ziyade Polonya ve Macaristan’ı biraz baskı altına almak amacı taşıyor. Türkiye ile ilgili kısmına dönük yorumu, ülkeyle ilgili nasıl bir paragraf yer alacağını gördükten sonra daha net yapabiliriz. Ancak Türkiye’nin tüm koşullarıyla insan hakları ihlallerinden, hukukun üstünlüğüne, demokrasinin önündeki engellere kadar her konuyu gözden geçirmesi elzem. Bu sırf Avrupa Birliği’ne katılmak için değil, Türkiye’nin içinde bulunduğu sıkışık ekonomik durumdan da çıkması için şart.” 

‘Türkiye, kolay gözden çıkarılacak konumda değil’ 

Batılı ülkelerin Türkiye’yi kaybetmemek için önemli sebepleri olduğuna işaret eden Baydarol Türkiye şu anda jeostratejik konumu itibarıyla kimsenin kolay kolay gözden çıkaracağı bir ülke değil. Olayı sadece AB boyutuyla da değil, NATO boyutuyla da düşünmek gerekir. Biden’ın iktidara gelmesiyle birlikte tekrar Rusya’ya karşı bir NATO cephesinin kuvvetlendirileceğini anlıyoruz. Bu noktada da Türkiye’yi kaybetmeye gitmek, sırf Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi istiyor, Fransa da bunları destekliyor diye kimse göze alamıyor. Yani bir işin bu güvenlik boyutu ve yeni dünya koşullarının getirdiği nokta var” dedi. 

‘Türkiye’yi Gümrük Birliği’nden de çıkaramazlar’

Baydarol İkincisi ‘Türkiye’yi Gümrük Birliği’nden çıkaralım’ gibi şeyler söyleniyor. Gümrük Birliği, Dünya Ticaret Örgütü’ne konsolide edilmiş bir yükümlülüktür. Bunu bozmanın çok ağır maddi koşulları vardır. Çünkü siz Gümrük Birliği tesis ederek dünyanın geri kalan ülkelerine karşı ticareti saptırıcı etki yaratıyorsunuz. Bu da 1973’ten günümüze çok ciddi bir tazminat meselesini gündeme getirir ki, bunu hiç kimse göze almaz. Bunun ötesinde enerji kaynakları meselesi var. Şu anda Almanya’nın bir numaralı sorunu enerji çeşitlendirmesi. Rus doğalgazına bağlı olarak yaşamak istemiyorlar. Dolayısıyla TANAP projesine ihtiyaç var. Bu koşullarda Türkiye de bu gazı kesme yoluna giderse ne olacak? Almanya’nın en büyük endişesi bu” ifadelerini kullandı.  

‘Almanya dahil Avrupa ülkelerinin kendi Kuşak-Yol projelerini Türkiye üzerinden geçirme istekleri’

Almanya’nın bir diğer kaygısının da mülteci meselesi olduğuna işaret eden Baydarol “Türkiye ters bir durumda tekrar kapıları açarsa ne olur? Bu sefer insanlık dışı manzaralarla karşı karşıya gelirler. Bir başka sorun daha, Almanya olsun, bazı diğer Avrupa ülkeleri Türkiye üzerinden doğuya doğru kendi Kuşak-Yol projelerini hayata geçirmek istiyorlar. Bütün bunları sıraladığımız zaman Türkiye son derece jeostratejik bir konuma sahip ve önemli bir ülke. Dolayısıyla hiç kimse şu sıralar Türkiye’yi karşısına almayı fazla istemiyor” diye devam etti. 

‘Fransa’nın derdi Türkiye’yi Doğu Akdeniz’le meşgul etmek’

Fransa’nın Türkiye’nin Afrika açılımından duyduğu rahatsızlığa rağmen diğer Avrupa ülkelerini Türkiye karşıtı tutuma sevk edemediğini aktaran Baydarol Fransa’nın da bütün derdi, Türkiye Afrika’da çok fazla açılım yapmaya kalktığı için duyduğu rahatsızlık. Bu yüzden Fransa, Türkiye Doğu Akdeniz’le meşgul olsun ve Afrika’ya pek fazla bakmasın diye Kıbrıs Rum Yönetimi ile Yunanistan’ın projelerinin arkasına geçmiş duruyor. Hiç kimse de, bu verileri alt alta yazdığınız zaman, bu oyunun bir parçası olmak istemiyor açıkçası” diye anlattı. 

‘Türkiye’deki hatalı uygulamalar ülkenin karşıtlarının eline koz veriyor’

Baydarol, bütün bu uluslararası bölgesel denkleme rağmen Türkiye’nin de gerekli reformları yapmasının önemini de hatırlattı: 

“Biraz kendimize çeki düzen versek, reformları yapsak o zaman bu koşullarda arafta kalmaktan kurtulma şansımız olur. Avantaj elde ederiz. Şu andaki Türkiye’deki hatalı uygulamalar sonuçta Avrupa Birliği içinde Türkiye karşıtlarının eline koz veriyor. Bu kozu niye durup dururken veriyoruz, bu da hakikaten siyasi mantıkla pek bağdaşmıyor benim açımdan. Yıllardır söylediğim lafı tekrarlayayım, Türkiye’de AB’yi istemeyenlerle, AB’de Türkiye’yi istemeyenlerin arasında muhteşem bir ortaklık var. Her ikisi de oyunlarını çok güzel oynuyorlar.

Yorum yaz