GÖRÜŞ

İktisatçılar, ekonomideki yeni dönemi değerlendirdi: 19 Kasım’da faiz artırımı kaçınılmaz

Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi ve Merkez Bankası eski Başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara ve Marmara Üniversitesi İktisat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Şişman, ekonominin zirvesine yapılan yeni atamaları ve olası etkilerini Sputnik’e değerlendirdi.
Sitede oku

Türk ekonomisinin seyrinde, Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Merkez Bankası’ndaki yeni görevlendirmeler ile değişim bekleniyor. Bu açından gözler yeni Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan ve Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’a çevrilmişken onlardan da dikkat çeken açıklamalar geldi.

Ağbal, "19 Kasım'daki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına kadar mevcut durum ve beklentiler gözden geçirilip gelişmeler de yakından takip edilerek; oluşacak veri ve değerlendirmeler ışığında gerekli politika kararları alınacaktır" açıklamasıyla piyasalara mesaj verirken, Elvan ise yazılı açıklamasında şu noktalara dikkat çekti:

Türk Lirası'nda 2 yılın en hızlı yükselişi: Yüzde 6 değer kazandı

“Ekonomi politikalarımızın esası, büyüme ve istihdamı artırma amacıyla uluslararası normlara uygun, şeffaf, öngörülebilir, hesap verebilir politikaların tasarımı ve uygulanmasının sağlanmasıdır. Türkiye kurala dayalı işleyen bir piyasa ekonomisi geleneğine sahiptir. Önemli olan kurumların güçlendirilmesi, kuralların etkili bir biçimde işletilmesidir. Bu kapsamda, oluşturacağımız politikalarda ilgili tüm tarafların katkısını alarak istişareye dayalı, katılımcı bir anlayışla hareket edeceğiz. Önümüzdeki dönemde makroekonomik istikrarı muhafaza ederek büyüme ve istihdama yeni bir ivme kazandıracağız. Öncelikli olarak ele aldığımız enflasyonla mücadele sürecini, maliye politikaları ve diğer tüm araçlarımızla kararlı bir şekilde destekleyeceğiz. Mali disiplini koruyarak gerçekçi bir risk yönetimi ile kamu finansmanının kalitesini artıracağız.”

Türk ekonomisinin seyri ne olacak?

Yeni görevlendirmeler nasıl değerlendiriliyor? 19 Kasım’da yapılması beklenen faiz artışı piyasaları nasıl etkileyecek? Faiz artırımı kısa vadede sorunları çözer mi? Orta ve uzun vadede ekonomi politikası nasıl belirlenmeli? Albayrak’ın öncülüğündeki üretim ekonomisi çabaları yeniden tam finansallaşmaya mı dönüşecek? Bunlar gibi birçok soru yanıt arıyor. Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi ve Merkez Bankası eski Başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara ve Marmara Üniversitesi İktisat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Şişman, Sputnik’e yaptığı değerlendirmeler ile Türk ekonomisinin gelecek seyrine ilişkin görüşlerini paylaştı.

‘Kuvvetler ayrılığı konusu çözülmeden işler epey zor’

Prof. Dr. Kara, yeni atamalarla ilgili yaptığı değerlendirmede, “Yeni atanan isimler, ekonomide geleneksel yaklaşımı yansıtan deneyimli bürokratlar dönemine geçiş yapıldığını düşündürüyor. Gerek Lütfi Bey ve Naci Bey’i gerekse Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı’na atanan Cevdet Bey’i devlet terbiyesi almış, kurum kültürüne sahip iyi niyetli bürokratlar olarak tanıyorum. Bununla birlikte, genel anlamda mevcut yönetişim sisteminde kuvvetler ayrılığı konusu çözülmeden işlerinin epey zor olduğunu vurgulamak lazım” dedi.

Ağbal’dan ilk açıklama: Gerekli politika kararları alınacak

‘Yaklaşım değişikliği olduğuna dair işaretler alabilmeliyiz’

“Fakat bazı konularda yeni dönemde değişimler olma ihtimali yüksek” diye devam eden Prof. Dr. Kara, şunları ekledi: “Örneğin; açıklanan resmi verilerin kalitesine olan güven bir miktar toparlanacaktır. Bu dönemde kurumların kapasitesinden nispeten daha fazla yararlanılacaktır. Tabii burada kısa vadede 19 Kasım’daki faiz kararı önemli olacak. Faiz artırımı ve sadeleşme gerektiği kesin, fakat bence burada faiz artırımının yanı sıra Merkez Bankası’nın temel aracı konusunda elinin rahat olduğu sinyalinin verilebilmesi de çok kritik. Bunun için de en tepede bir yaklaşım değişikliği olduğuna dair işaretler alabilmeliyiz. Eylül ayında yazdığım bir yazıda şunu sormuştum: Yakın dönemde düşük faiz ısrarından vazgeçilmesi kalıcı bir zihniyet değişiminin mi işareti? Yoksa rezervlerdeki hızlı erime ve ödemeler dengesi riskleri nedeniyle atılan zoraki bir geri adımı mı yansıtıyor? Önümüzdeki dönemde atılacak adımlarda bu sorunun yanıtını arayacağız.”

‘19 Kasım’daki toplantıdan bir faiz artırımı bekliyorum’

Gelecek PPK toplantısına ilişkin görüşlerini paylaşan Prof. Dr. Şişman ise “Türkiye’nin kısa vadede sorunu acil” dedi ve şunları ekledi:

“Faiz oranını bir parça yükseltmeden likidite sorununu çözmek ve dolarizyonu engellemek çok zor. Ekim ayındaki PPK toplantısında da bir miktar faiz artırılması gerekiyordu. Merkez Bankası geçen toplantı öncesi bunu iktisatçı ve finansçılara da sordu. Tamamı, ‘faiz artışı gerekli’ dedi. Ancak çıkan karar sürpriz oldu. 19 Kasım’daki toplantıda ilk yapılması gereken, likiditeyi düzenlemek ve para talebini yönetmektir. Türk Lirası eksik değerde ve o eksik değer Türkiye için hiç iyi bir durum değil. Bunu engelleyecek bir faiz aracı varsa bunu zamanında ve etkili bir şekilde kullanmak gerekiyor. Ben de 19 Kasım’daki toplantıdan bir faiz artırımı bekliyorum.”

Ayakları yere basan bir ekonomi için uzlaşı ile oluşturulmuş kısa vadeli bir programın gerekli olduğunun altını çizen İktisatçı Prof. Dr. Şişman, bunun ardından orta ve uzun vadeli programlar hazırlanması gerektiğini belirtti.

‘Çok yüksek faiz artışı yanlış olur’

Para politikalarının kredibiliteyi sağlayacak şekilde tesis edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Şişman, “19 Kasım’daki toplantıda çok yüksek bir faiz artışı da kesinlikle yanlış olur. Deneyerek gitmek gerekir. Mesela 200 baz puanla başlanabilir. Devlet bunu yapmazsa döviz kuru artışından gelen yük, enflasyon üzerinde baskı yapıyor ve daha büyük bir problem ortaya çıkıyor” ifadelerini kullandı.

YEP devam etmeli mi?

Berat Albayrak’ın istifası aynı zamanda Yeni Ekonomi Programı’nın (YEP) iflası olarak da yorumlanıyor. Berat Albayrak’ın dümeni finansallaşmadan üretime kırmasının söylemde kaldığını ifade eden Prof. Dr. Şişman, kısa vadede acil önlemler alınsa da orta ve uzun vadede üretim programının devam etmesi gerektiğini belirtiyor. Bu konuya ilişkin görüşleri şöyle:

CHP'li Özel: Sorun Merkez Bankası başkanlarında değil

“Biz, 1989’dan beri finansallaşmaya açıldık ve arada bir başımızı vuruyoruz. Bazen kaçınılmaz olarak krizler de geliyor ve bunları engellemek için çalışmak gerekiyor. Orta ve uzun vadeli finansallaşmanın kötü etkilerinden kendimizi arındırmalıyız. Artık bankaların ekonomide merkez olması yavaş yavaş ortadan kaldırılmalıdır. Berat Albayrak’ın söylemleri yerinde ve iyi fakat uygulamada finansallaşmayla çelişiyordu. Siz aynı zamanda krediyi de yönetmeye çalışıyorsunuz ancak krediyi yönetirken sektörlerin tam arzusunu bilmiyorsunuz. İyi bir planlama ile üretimi canlandırmanın yolları aranmalıydı. Pandemi tabii bir kriz yarattı. Bu kriz, dördüncü çeyrekte de görülecek. Dördüncü çeyrekteki pandemi kırılması, ikinci çeyrekteki kadar olmayacak ama yine de olacak. Avrupa’da yüzde 4’lük bir kırılma bekleniyor. Onun için ekonomide birden birdenbire bir coşma şu anda mümkün değil. Bu konuda da faiz oranı bir düzenleyici olacaktır. Tabii gelişmekte olan ülkelerin hepsi faiz oranını artırmıyor ama biz hazırlıksız yakalandık ve kırılgandık. Bu nedenle bunu yapmak zorundayız. Finansallaşma bizi çok zor yollara doğru götürdü. Türkiye’de bankalar tek söz sahibi olmamalı. Banka kârları coşarken tarım gibi alanlarda çiftçiler zor duruma düşmemeli.”

‘Muhalefetle birlikte çalışılmalı’

Ülkeye sermaye girişleri için döviz kurunun bir güvence olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Şişman, bunun için uzun vadede sabit kurun gelebileceğini ekledi. Sadece sermaye girişine dayalı bir büyüme öngörmediğini de belirten Prof. Dr. Şişman, “İçerideki kaynaklarımızı gelir dağılımı düzelterek yapmalıyız. İlk etapta gayrimenkul değer artışı vergisi tekrar devreye sokulmalıdır. Toplumda fakirlik artarken bazı insanların zenginliği aşırı artarsa bu olmaz. Muhalefetle beraber çalışarak ekonomi politikaları hazırlamak gerekiyor. Birlik ve beraberliğe her zamankinden daha çok ihtiyaç var. Güveni ve hukuku tekrar tesis etmeliyiz. Bunu istersek yapabiliriz ve bunu yaparak ekonomik zorluğu aşabiliriz” dedi.

Yorum yaz