EKSEN

'Trump seçim öncesi kararlı liderliğini pekiştirdi, İran'da yeni Musaddık Süleymani oldu'

Bilgehan Alagöz'e göre ABD'nin Süleymani suikastı ve İran'ın Irak'taki ABD üssünü vurarak yaptığı misilleme sonrası iki taraf da pozisyonlarını 'konsolide etti'. Trump'ın 2020 seçimi öncesi İran konusunda güçlü ve kararlı lider resmi çizdiğini belirten Alagöz, İran açısından da 'yeni Musaddık Süleymani oldu' denilebileceği görüşünde.
Sitede oku

İran’ın ABD'nin yaptırım politikalarının da etkisiyle iç politikada yaşadığı sorunlara dikkat çeken Bilgehan Alagöz, İran ile ABD’nin attığı bu adımların birbirini besleyerek büyüdüğü kanaatinde. Alagöz, ABD’nin Süleymani'yi suikastla öldürmesinin ise Tahran yönetiminin halk desteğini konsolide ederek bölgesel bir güç olma iddiasını tekrar piyasaya sürmesinin yolunu açtığı değerlendirmesinde bulundu. İran halkının bir kısmının yönetimin politikalarına itiraz etmesine rağmen Musaddık darbesinden bu yana var olan ABD karşıtlığına dikkat çeken Alagöz, "Şimdi de yeni Musaddık aslında Süleymani oldu diyebiliriz" saptaması yaptı:

'İran ile ABD kendi rollerini birbiriyle beslemiş durumda'

Trump'ın ise kendi politikalarını Obama'nın Ortadoğu politikasının reddiyesi üzerine kurduğunu söyleyen Alagöz, ABD Başkanı'nın 'ne vaad ettiysem onu yaparım' diyen bir lider portresi çizmeye çalıştığı görüşünde. Bu açıdan Süleymani suikastını ABD Başkanı için seçmenleri nezdinde 'başarı' olarak sunabileceğinin belirten Alagöz, aynı şekilde halk desteğini alan İran yönetiminin de bölgesel güç olma iddiasını pekiştirdiğini belirterek, "Şu an İran ile ABD kendi rollerini birbiriyle beslemiş durumda” görüşünü aktardı:

'Trump İran'da rejim değişikliği hedeflemiyor'

Diğer yandan Alagöz, Trump'ın üzerinde İran'a karşı sertlik talep eden şahinler ve İsrail lobisinin baskısı bulunduğunu anımsatırken, ABD Başkanı'nın Tahran'da rejim değişikliği hedefi gütmemesini dikkat çekti:

'ABD ile İran arasında doğrudan savaş olmaz, Irak çatışma alanı'

Beyaz Saray: Süleymani çok sayıda ABD'li diplomat ve askeri öldürmeye hazırlanıyordu
ABD-İran kapışmasında her şeyin bitmediğini, tehlikeli bir sürece girildiği görüşündeki Alagöz'e göre İran'ın komşusu olarak Türkiye'nin pozisyonu da zor. Uluslararası planda başka başlıkların da Türkiye'yi uğraştırdığını anımsatan Alagöz, İran'ın şu aşamada ABD ile doğrudan karşı karşıya geleceği bir savaş yerine bölgedeki diğer unsurları harekete geçireceği bir süreç yaşanacağı görüşünde. Alagöz, en öne çıkan çatışma alanının ise Irak olağını ve bu ülkenin bütünlüğünü korumanın zorlaşacağını belirtti:

Trump yönetiminin İran'ın önde gelen komutanı Kasım Süleymani ile IŞİD'la mücadelede öne çıkmış Iraklı komutan Ebu Mehdi Mühendis'i Bağdat'ta suikastla öldürülmesini İran sessiz kalmadı. İran 'vekil' diye anılan güçler üzerinden yahut dolayımlı yerine doğrudan ABD'nin Irak'taki üslerini vurdu. Süleymani ve Mühendis suikastlarına misilleme olarak ABD'nin Irak'taki Al Assad üssü ile Erbil havaalanına füze saldırıları düzenlendi. Bölgesel savaş ve hatta Üçüncü Dünya Savaşı' kaygıları yaratan misillemenin ardından ABD İran'a karşılık vermezken, 'zaiyat olmaması' gerekçesini gösterdi. Tahran, doğrudan saldırısının ABD ordusunu Ortadoğu'dan çıkartmanın bir adımı olarak gösteriyor.

İran-ABD Marmara Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Enstitüsü'nden Bilgehan Alagöz ile konuştuk.

‘Trump’ın en baştan beri hedefinde İran vardı’

Bilgehan Alagöz'a göre, ABD ile İran arasında çok uzun zamana yayılmış bir ihtilafın söz konusu olduğunu anımsatırken, Trump'ın Ortadoğu'da başka başlıklardaki çelişkili ve öngörülemez tutumlarına karşılık İran konusundaki tavrının net olduğu görüşünde. Gerilimlerin 2015'te İran ile yapılan çok taraflı anlaşmadan Trump'ın 2018 Mayıs'ında tek taraflı olarak çekilmesiyle başladığını belirten Alagöz, bunu İran'ın Devrim Muhafızları'nın 'terör örgütü' diye nitelenmesinin izlediğini anımsattı. Alagöz, drone saldırıları, gemi alıkoymalarla geçen düşük yoğunluklu çatışmaların sonunda Bağdat elçilik vakasına yol açacak şekilde Irak üzerinde bir hesaplaşmaya vardığının altını çizdi. Alagöz, Trump’ın yaklaşan seçimlere yönelik böyle sert bir adım attığı görüşünde:

“Umalım ki bitmiş olsun ama gerçekçi bir bakış açısıyla baktığımızda bunun çok kısa sürede bitecek bir durum olmadığını söyleyebiliriz. Çünkü çok uzun süreye yayılmış bir itilaf söz konusu. 2018’den bu yana neler oldu da bu aşamaya gelindi? Zaten Başkan Trump’ın seçim döneminden beri hedefinde İran vardı, bu bilinen bir durum. Her ne kadar Trump’ın öngörülmez diye dile getirilse de İran ile ilgili politikası açık ve net başlangıcından beri. Dolayısıyla bu anlamda bizi çok şaşırtan eylemler içinde girmiyor. 2018 Mayıs ayında nükleer anlaşmadan tek taraflı çekilme kararı alması, sonrasında Nisan 2019’da İran’ın Devrim Muhafızları ordusunu terörist ilan etmesiyle zaten bu aşamaya gelindi. Bunun akabinde İran oldukça zor bir durum içine girdi özellikle ekonomik anlamda, ciddi bir baskı üzerinde oldu. İran da buna karşılık olarak elindeki güçleri aşama aşama kullanmaya ve Trump’ın kırmızı çizgisi nedir onu tespit etmeye yönelik peyderpey eylemler içine girdi. Önce ABD’nin dronelarını düşürdü. Onun akabinde Trump’ın ölen bir Amerikan askeri yok dolayısıyla buna bir karşılık verme gereğini hissetmiyorum açıklaması geldi. Sonra ABD’nin en önemli müttefiklerinden Suudi Arabistan’ın petrol tesislerine, İran’ın vekaletten elinin üzerinde olduğu Husiler aracılığıyla bir saldırı oldu. Bunda da Suudi Arabistan’ın doğrudan bir karşılığı olmadı ve aşama aşama elini yükseltmeye başladı İran. Sonrasında Kerkük’teki Amerikan üssüne yine bir saldırı oldu ve aslında biraz kırmızı çizgi ABD nezdinde burada başlamış oldu. Çünkü orada sözleşmeli bir Amerikan askeri öldü. Bu karşılıklı olan bir süreç. Irak artık bir çekişme sahasına dönüşmüş oldu. Haritaya sırf Amerikan üslerinin konumlanışına baktığınızda İran’ın baştan sona çevrelendiğini görüyorsunuz. Asıl kırmızı çizgiyse yeni yılın hemen başlangıcında Amerika’nın Bağdat Büyükelçiliği’nin çevrelenmesi oldu, bu Trump’ın gerçekten kırmızı çizgisiydi. Çünkü seçim döneminde rakibi Clinton’ı en çok eleştirdiği yer ve bütün mitinglerinde kendi tabanını Hillary Clinton’ı hapse attırmakla tehdit ettiği yer Bingazi Büyükelçiliğindeki saldırı ve bir Amerikan büyükelçisinin burada ölmüş olması. Dolayısıyla Trump’ın bunu tolere edebilmesi mümkün değildi. Ama böyle bir karşılık vermesi sürpriz oldu. Çünkü Süleymani, İran’ın en önemli figürlerinden birisiydi. Uluslararası toplum nezdinde de son yıllarda en çok bilinen isim Süleymani oldu. CNN’in şu an ciddi bir yayın politikası değişikliğine de gittiğini görüyoruz. Resmi söylemi şu an benimsemiş durumda. Dolayısıyla belki İran böyle bir karşılığı beklemiyordu. İran, Trump’ın sözlerinde ne kadar gerçekçi olup olmadığını tespit etmek için biraz durumu kaşıdı ve gerçekten sert bir karşılık oldu.”

'Şimdi de yeni Musaddık Süleymani oldu diyebiliriz'

İran: Süleymani'nin intikamı için 13 senaryo gündemde
İran’ın ABD'nin yaptırım politikalarının da etkisiyle iç politikada yaşadığı sorunlara dikkat çeken Alagöz, İran ile ABD’nin attığı bu adımların birbirini besleyerek büyüdüğü kanaatinde. Alagöz, ABD’nin Süleymani'yi suikastla öldürmesinin ise Tahran yönetiminin halk desteğini konsolide ederek bölgesel bir güç olma iddiasını tekrar piyasaya sürmesinin yolunu açtığı değerlendirmesinde bulundu. İran halkının bir kısmının yönetimin politikalarına itiraz etmesine rağmen Musaddık darbesinden bu yana var olan ABD karşıtlığına dikkat çeken Alagöz, "Şimdi de yeni Musaddık aslında Süleymani oldu diyebiliriz" saptaması yaptı:

“Çünkü İran zaten aslında sorunlu bir yıl geçiriyor kendi iç siyaseti açısından da. 1.5 ay önce benzin zammından dolayı İran’ı konuşuyorduk. Çok ciddi bir durum ortaya çıktı, uzun süre bir internet kesintisi oldu, önemli şehirlerinde ciddi ölümler oldu.  İran’ın önemli şehirlerinde ciddi ölümler oldu. Burada aslında Devrim Muhafızları ordusunun devreye girdiğini ve halka karşı şiddetli bir baskı uyguladığını da gördük. Dolayısıyla böyle bir durum karşısında İran’ın sessiz kalmasını beklemek de artık geleceği açısından bir sıkıntı oluşturdu. Çünkü Süleymani toplumun belli bir kısmında karşılığı olan bir kişiydi. Sesini duyuramayan ama Devrim Muhafızları ordusunun siyasetteki artan gücünden rahatsız olan da bir toplumsal katman da var İran’da. Ama genel olarak baktığımızda toplumun büyük bir bölümünün önem verdikleri bir kişi, bu da büyük bir izdihama sebep oldu. İran’da ulusal matem ilan edildi 3 günlük. Bir nevi 2. Musaddık dönemine girildi tespitini yapıyorum bu konuda. Devrim öncesi Şah döneminde 51-53 tarihleri arasında başbakanlık yapan Musaddık vardı ve bir ABD operasyonuyla görevden alınmıştı. Çünkü ABD karşıtı politikalar uygulamaya başlamıştı. Bu İran toplumunun hafızasından asla silinmedi, her zaman için bir kahraman olarak anıldı ve İran’daki ABD karşıtlığının altyapısı o dönemde oluşmuştu. Şimdi de yeni Musaddık aslında Süleymani oldu diyebiliriz."

'İran ile ABD kendi rollerini birbiriyle beslemiş durumda'

Trump'ın ise kendi politikalarını Obama'nın Ortadoğu politikasının reddiyesi üzerine kurduğunu söyleyen Alagöz, ABD Başkanı'nın 'ne vaad ettiysem onu yaparım' diyen bir lider portresi çizmeye çalıştığı görüşünde. Bu açıdan Süleymani suikastını ABD Başkanı için seçmenleri nezdinde 'başarı' olarak sunabileceğinin belirten Alagöz, aynı şekilde halk desteğini alan İran yönetiminin de bölgesel güç olma iddiasını pekiştirdiğini belirterek, "Şu an İran ile ABD kendi rollerini birbiriyle beslemiş durumda” görüşünü aktardı:

"Obama dönemi ABD politikasıyla şu anki Trump dönemi arasında ciddi bir fark var. Zaten Obama dönemindeki bütün Ortadoğu politikasını reddediyor. Yine Obama ile ilgili en net eleştirisi Suriye’deki tavrıyla ilgiliydi. Kimyasal silahların kullanılması mevzusu olduğunda Obama’nın bunu kırmızı çizgi ilan edip gerçekleştirmemesi Trump’ın son seçim kampanyasında diline doladığı bir konuydu. Trump, şu an ben Ortadoğu için ne vadettiysem onu yapan bir liderim tablosunu çizmeye çalışıyor. İsrail ile Suudi Arabistan’ın güvenliğini riske sokmam, benim global bir politikam var o da Çin politikam. Çin’in önünü kesmek için de yine Basra Körfezi’nde nüfuzumu arttırmam lazım. Dolayısıyla İran’a ben maksimum baskı uygulayarak Çin siyasetimi de bir yandan yürütmüş olurum tavrı var. Bunu ama doğru ama yanlış uyguluyor. İki tarafın da kendi açısından kazan-kazan pozisyonunda olduğunu söyleyebiliriz. Trump’a oy veren seçmenin ikinci seçimlerde vermemesi için ne gibi bir durum var diye düşünüyorum bir şey göremiyorum. Ekonomiyi kalkındırdı, vaatlerini gerçekleştiriyor. İran’a baskı uyguluyor, Ortadoğu’da ABD’nin konuşulan bir ülke olmasını sağlıyor. Dolayısıyla kendi tabanını konsolide etti. İran’ın bir tekrar belki toplumda kendisine yönelik tehdidin ne kadar ciddi olduğunu göstermeye ihtiyacı vardı ve ilk defa çok önemli bir askeri doğrudan ABD tarafından öldürüldü. Burada da rejim tekrardan kendini konsolide etti. Halkın da büyük bir desteğini alarak bölgesel bir güç olma iddiasını tekrardan piyasaya sürmüş oldu. Şu an İran ile ABD kendi rollerini birbiriyle beslemiş durumda.”

'Trump İran'da rejim değişikliği hedeflemiyor'

Diğer yandan Alagöz, Trump'ın üzerinde İran'a karşı sertlik talep eden şahinler ve İsrail lobisinin baskısı bulunduğunu anımsatırken, ABD Başkanı'nın Tahran'da rejim değişikliği hedefi gütmemesini dikkat çekti:

Trump’ın üzerinde de ciddi bir baskı var. Bir yandan lobi de var ama çok daha şahin bakış açısına sahip, İran’a kesinlikle müsamaha göstermemeliyiz diyen de bir kanat var. Eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Bolton’ı bu sebeple uzaklaştırdı. Pompeo o kanadı temsil ediyor gibi gözüküyor. En öneli İsrail lobisi olan kurumla Sorun yaşıyor. Bir de bir yandan azil süreci var, o anlamda da iki politikada bir sıkışmışlık var. Ama beyanlara bakacak olursak ilk defa bir ABD Başkanı’nın açıkça ‘İran’da bir rejim değişikliği hedeflemiyorum, ulus inşa süreci gibi bir hedefim hiç yok, sadece nükleer programını kısıtlamak istiyorum diyor. Bunu demekten de henüz vazgeçmedi. Ben masada İran’a kaybettiren lider olmak istiyorum diyor. Çünkü savaşta kaybediyorlar ama masada hep bunlar kazanıyorlar, diyor. Burada Obama’yı işaret ederek eleştirmiş oluyor. Nükleer anlaşmanın ABD’nin aleyhine olduğunu iddia ediyor Trump. Ben masaya otururum, bunun için de İran’a çok yoğun bir baskı yapmam lazım ki ancak benimle masaya otursunlar."

'ABD ile İran arasında doğrudan savaş olmaz, Irak çatışma alanı'

‘Süleymani’nin öldürülmesi Irak’ta ABD’nin hiç istemeyeceği bir birlik yarattı, saldırının intikamı alınacaktır’
ABD-İran kapışmasında her şeyin bitmediğini, tehlikeli bir sürece girildiği görüşündeki Alagöz'e göre İran'ın komşusu olarak Türkiye'nin pozisyonu da zor. Uluslararası planda başka başlıkların da Türkiye'yi uğraştırdığını anımsatan Alagöz, İran'ın şu aşamada ABD ile doğrudan karşı karşıya geleceği bir savaş yerine bölgedeki diğer unsurları harekete geçireceği bir süreç yaşanacağı görüşünde. Alagöz, en öne çıkan çatışma alanının ise Irak olağını ve bu ülkenin bütünlüğünü korumanın zorlaşacağını belirtti:

"Tehlikeli bir sürece giriliyor tabii. İki devletin elinde de ciddi silahlar var. ABD’nin coğrafi olarak dünyanın öteki tarafında, olup biten bizim sınırlarımızda oluyor. ABD’nin İran’a doğrudan bir saldırı imkanı var, burada üsleri var. Ama İran ya da başka bir devletin doğrudan ABD’ye o anlamda saldırma kapasitesi şu anda yok. Bunun da göreceli olarak bir avantajı var. Ama o senaryoyu düşünmek dahi istemiyoruz. Türkiye’nin işi de zor. ABD ile zaten sorunu bir süreç, özellikle Suriye’den kaynaklı kendi güvenlik kaygılarımız var. Libya konusunda da bir ihtilaf içerisindeyiz. Suriye’de Rusya ile de artık ayrışmaya başladık tekrar. Astana süreci işliyor ama oralarda sıkıntılar var. İran önemli bir komşusu, Türkiye bu anlamda biraz sıkıntılı bir evreye giriyor eğer bu konu uzarsa. Ama doğrudan iki ülke arasında doğrudan adı konmuş bir savaşın olmasını çok düşük bir ihtimal olarak görüyorum. Bütün beyanlar hep İran’ın bölgedeki diğer unsurları harekete geçireceği yönünde. Süleymani’nin kızının konuşmasında babamın intikamını Nasrallah, Haniye, Esad alacak. Hep İran’ın bölgedeki vekillerinin ismi sayıldı. Hizbullah’ın çok sert bir açıklaması var. Bir de ABD üzerinde en çok baskıyı kuran ülke İsrail ve Suudi Arabistan’da bu konuda hiç zararsız bir şekilde sıyrılmalarını beklemek de biraz açıkçası mantıksız olacak şu anki konjonktürde. O yüzden ilerleyen zamanda bu bölgelerde birtakım çatışmalar görmemiz mümkün. İsrail ve Suudi Arabistan’ın zaten önce bir ciddi bir sessizliğe büründüler, sonra bizim bu konuyla kesinlikle hiç alakamız yok şeklinde açıklamada bulundular. Bu da ilginçti. Türkiye güvenlik noktasında İran ile işbirliğine daha eğilimli şu aşamada. Çünkü görünen o ki çatışma alanı Irak olacak. Irak’ın bütünlüğünü korumak her geçe gün daha da zorlaşıyor. Kuzey Irak referandumunda İran-Türkiye işbirliği ses getirmişti. ABD’nin silahlandırmış olduğu YPG’nin giderek Irak’a kaydırılması gibi bir plan da söz konusu. Bir yandan birkaç gündür Türkiye’nin PKK’ya dönük operasyonlarını da haberleri geliyor. Bu da salında Türkiye’nin Irak odaklı güvenlik kaygısının arttığını gösteriyor. Bu noktada da işbirliği yapabileceği yegane ülke İran olarak gözüküyor. O sebeple de biraz denge siyasetini ön plana çıkarması. İran ile diplomatik kanalları olabildiğince açık tutmasında fayda var. ABD ile durum ne olur bilemiyorum. Çünkü Trump ile Erdoğan’ın iletişimi düzgün gidiyor gözükse de bürokrasiler arasında ciddi bir sıkıntı var. Bu da biraz ABD ile ilişkilerin ilerleyen dönemde de sıkıntılı olacağını bize gösteriyor.”

Yorum yaz