EKSEN

'Pentagon, Ankara'ya 'NATO üyesi olarak S-400 almayacaksın' mesajını yolladı'

Erol Mütercimler’e göre Pentagon, Ankara’ya ‘NATO ülkesi olarak S-400 almayacaksın’ mesajını yolladı. ABD Genelkurmayı’nın Twitter hesabına Akar ve Güler’in fotoğraflarını koyarak hem siyasi karar alıcılar, hem Rusya’ya ‘Türk ordusu NATO ordusudur’ dediği yorumunu yapan Mütercimler’e göre bu bir tehdit ve gözdağı olduğu kadar tarihsel gerçeklik.
Sitede oku

Akar ile ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Jeffrey görüştü
Türk hükümeti, aynı gün içinde ABD'nin Suriye'den sorumlu temsilcisi James Jeffrey'nin yanı sıra ABD Dışişleri Bakanlığı Avrupa ve Avrasya'dan sorumlu Müsteşar Yardımcısı Matthew Palmer'ı ağırladı. Ziyaretlerin öncesinde ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) sözcüsü Eric Pahon'un Rusya'dan S-400 alımının Türk-Amerikan savunma ilişkilerinde ‘ağır sonuçları olacağı' yolunda uyarıda bulunduklarını söylemesi dikkat çekti. Türkiye'de dikkatler, S-400 alımında ısrarlı olduğunu defalarca beyan eden Ankara'nın tutumuna çevrildi.

Gelişmeleri stratejist Erol Mütercimler ile konuştuk.

‘PENTAGON SÖZCÜSÜ ÇOK AĞIR BİR DİL KULLANDI'

Erol Mütercimler'e göre Pentagon sözcüsü Pahon'un yaptığı açıklama ‘çok ağır bir dil' teşkil ediyor. Türk-Amerikan ilişkilerinin 20'inci yüzyıl boyunca sıkıntılı dönemlerden geçtiği ve Türkiye'nin bağımsız bir devlet olarak ABD'nin tehditleriyle sık sık karşı karşıya kaldığını anımsatan Mütercimler, Pentagon açıklamasının ABD açısından çok net bir mesaj olduğunu vurguladı. Eşzamanlı olarak Türkiye'nin Trump tarafından gelişmekte olan ülkelere uygulanan gümrük muafiyetlerinden faydalanmasına son verileceği açıklamasını da ‘bir işaret' olarak gören Mütercimler'e göre ABD Ankara'ya üstü örtülü ambargo tehdidi savuruyor:

Pentagon Sözcüsü Pahon: Türkiye’yi S-400’ü satın almasının ağır sonuçları olacağı konusunda uyarıyoruz
"(Pentagon sözcüsünün açıklaması) Çok ağır bir dil. 1945 yılında başlamış olan Türk-Amerikan ilişkileri tarihine baktığımızda aslında bu ilişkiler belki çok kısa dönemlerde birkaç yıl gibi onun dışında hiçbir zaman yumuşak, hafif olmadı. ABD tarafından ne yazık ki burası bir bağımsız devlet olmasına karşın böyle hep tehditlerle karşılaşırdı, yaptıkları iş bu. Sadece Türkiye'ye özgü bir dil değil, diğer ülkelere de kullanıyorlar. Türkiye adına bu tabii ki kabul edilemez aslında. Fakat burada çok net bir şey söylüyorlar. ‘S-400 konusunda biz çok kararlıyız'. Hatta bir açıklama vardı, Türkiye'yi gelişmekte olan ülkeler statüsünden çıkartıp, bunlar artık kendi kendilerine yetecek olanaklara sahip. Bu, üstü örtülü olarak ekonomik ambargo demektir aslında o cümle de. Bizim ekonomistler tartışmaya başlasınlar, o zaman göreceğiz."

‘ABD SURİYE VE IRAK'TAN ÇIKMAYA NİYETLİ DEĞİL, RUSYA'YA MANEVRA ALANI AÇMAK İSTEMİYOR'

Türkiye'nin S-400 alımını hava savunma sistemi ihtiyacına dayandırdığını ve bunda haklı olduğunu belirten Mütercimler, ancak ABD'nin meseleyi NATO standardı çerçevesine çekmeyi hedeflediğinin altını çizdi. S-400'lerin Patriot sistemlerinden üstünlüğünü vurgulayan Mütercimler, ancak Türkiye'nin NATO'ya ‘hasmane' bir sistemi kurmasının Amerikalılar açısından kabul edilmesinin zorluklarına dikkat çekti. ABD'nin bu alımla aynı zamanda Suriye ve Irak'tan çıkmaya niyetli değilken Rusya'ya manevra alanı açmak anlamına geldiği okuması yaptığını söyleyen Mütercimler, mesajın ‘bunu bir NATO üyesi ülke olarak yapmayacaksın' olduğu değerlendirmesinde bulundu:

'Rusya'dan S-400 alımı halinde ABD ile askeri işbirliğinde sıkıntı kaçınılmaz'
"S-400'ler konusunda ABD'nin baştan itibaren Türkiye'ye tavrı ne? ‘Hava savunma sistemleri açısından Türkiye'nin buna gereksinimi var, bunu kabul ediyoruz. Evet bunu kabul ediyoruz ama ABD NATO standartları çerçevesinde olacak. Her ne kadar S-400'ler Patriotlar'a göre çok daha üstün olmuş olsa da biz Rusya ile Türkiye arasında bu türlü güvenlik-teknoloji ilişkisini istemiyoruz' derken aslında söylemeye çalıştığı başka bir şey var. Eğer Türkiye böyle bir sistemi buraya kurarsa, iki tane unsur var. Bir Amerikan uçaklarının buradaki harekâtı sekteye uğrayacak, engellenecek. İsrail açısından da aynı şey söz konusu. Bunlar burada bu harekatları yapamayacaklar. Çünkü S-400'lerin füze menzili 250 km, Patriotlar 160 km, S-400'lerin radar açıklığı 600 km, 350-400 km arasında Patriotlar gibi. Çok büyük üstünlükleri var, taşıyıcılar dahil olmak üzere. Dolayısıyla bu denli üstünlüğü olan bir sistemin bu topraklara yerleşmesini istemiyor da aslında arzu ettiği söylediği şey çok çırılçıplak biçimde. Rusya, Suriye'ye konuşlanmışken biz de Irak'a konuşlanmışken, o oradan çıkmayacakken, biz de buradan çıkmayacakken Rusya'ya şimdiden yeni bir manevra alanı açmak istemem. Bunu Türkiye, bir NATO ülkesi olarak yapmayacaksın, yapamazsın."

‘NATO'DAN ÇIKMAK ROMANTİK BİR DÜŞ MAALESEF'

Mütercimler, Ankara'nın yanıt olarak İncirlik'i kapatma şeklinde ‘siyasi bir karar' alabileceğini ancak ABD'nin Körfez bölgesinde de üsleri olduğunu anımsatırken, askeri düzeyde adımların, örneğin NATO'dan çıkmanın zorluklarına dikkat çekti. ABD'nin de bunları iyi bildiğini belirten Mütercimler, Türkiye'nin NATO'dan çıkması ve koşulları için ‘romantik bir düş maalesef' nitelemesinde bulundu:

Dışişleri Bakanlığı: Günümüzde NATO'nun temsil ettiği olgular her zamankinden daha önemli
"ABD de şunu biliyor. Türkiye dese ki ‘Ben NATO'dan çıkıyorum ya da ben İncirlik'i kapatıyorum'. Bu siyasi bir karardır, NATO'dan çıkma kararı verirsiniz. Bir subay geçmişi olan herkes şunu bilir. Kararı verdiğinde bile Türkiye'nin NATO'dan çıkışı en az 15 yıl sürecek. Türkiye teknik, teknolojik bunun altyapısını hazırlamadan nasıl çıkacak dünyanın bu koşulları içerisinde. Karşı taraf bunu biliyor, bu birinci unsur. İncirlik üssünü kapatsanız ABD diyor ki ‘Zaten Katar'dayım…'. Böyle bir açık tavır görmüyoruz. Yalnızca bunu entelektüel düzeyde bir akıl oyunu yapıyorlar. Generaline, amiraline sorduğunuz zaman hepsi biliyor NATO'dan nasıl çıkılır, çıkılmasının koşulları ne? Türkiye'nin yıllar boyu yapılmış olan yatırımı, teknolojisi bu çok zor bir iş. Bu çok romantik bir düş maalesef. Karşı taraf bunu biliyor, Ankara'nın teknokratları da bunu biliyor. Açıkça net biçimde Ankara'nın kara vericileri bunu ifade edemiyor."

‘SİYASİ KARAR VERİCİLERE VE RUSYA'YA TÜRK ORDUSU BİR NATO ORDUSUDUR MESAJI'

Mütercimler'e göre, NATO ile ilişkilerin kopamayacağı gerçeği Türkiye'de generalinden siyasetçisine herkes tarafından bilinen bir durumken, Ankara'nın attığı adımlar Türkiye'yi ABD ile Rusya arasında sıkışmış hale getirdi. ABD Genelkurmay'ının resmi twitter hesabının kapak fotoğrafında yaptığı son güncelleme ile Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler'in fotoğrafının buraya yerleştirilmesine dikkat çeken Mütercimler, bu hareket ile ABD'nin Türkiye siyasetindeki karar vericilere ‘Türk ordusu bir NATO ordusudur' mesajı verdiğini söyledi. Bunun aynı zamanda bir tehdit ve gözdağı olduğunu da dile getiren Mütercimler, meselenin tarihsel bir gerçekliğe de denk düştüğünün altını çizdi. Mütercimler yine aynı fotoğrafın Rusya'ya ‘Sivil siyasetçiler, politikacılar gelip geçer. Ama Türk Silahlı Kuvvetleri, ordu geneli bunlar kalıcıdır ve NATO var olduğu sürece bu ilişkiler hep devam edecek' mesajı içerdiği görüşünü dile getirdi:

ABD Genelkurmayı kapak fotoğrafını güncelledi: Milli Savunma Bakanı Akar ve Orgeneral Güler karede
"Siyasetteki bizim karar vericilere, politika yapıcılara, diyor ki ‘Türk ordusu, NATO ordusu' Milli Savunma Bakanı, eski Genelkurmay Başkanı, yeni Genelkurmay Başkanı, Kuvvet Komutanları, bunlar bu ilişkinin ne anlama geldiğini biliyor ve böyle bir ilişkinin kopamayacağını biliyor. Bu nedenden dolayı biz size fotoğrafı gösteriyoruz, siz sivil siyaset politika yapıcıları şimdi bu fotoğrafı iyi okuyun. Aslında o hem bir tehdit hem bir gözdağı. Ama söylediği de tarihsel bir gerçek. Türk ordusu ile NATO arasındaki ilişki ile Türk ordusu ile ABD arasındaki ilişki maalesef tarihi bir gerçek. Anmak istemiyorum ama Adnan Menderes, temmuzda 1960'ta Sovyetlere gidip o anlaşmayı imzalayacak olmuş olması daha sonraki süreçte bir darbe ile karşılaşmasının en önemli unsuru oldu. Süleyman Demirel, Kemal Öke ile bana bir görev vermişti. Demokrat Parti dönem, dış politikası yazımı. 10 yılını oturduk, yazdık. Biz orada çalışırken de gördük. Demek ki tehdit yeni bir şey değil bunlar tarafından yapılan. Ama o NATO'ya girmiş olmak, ABD ile 1945'te ilk anlaşma… Asıl en geniş kapsamlı anlaşma 1947'de imzalanan o anlaşma, ondan sonraki süreçte Türkiye'nin hep başını belaya soktu ve tehditle yüz yüze kaldı. Türkiye, ABD ile Rusya arasında kaldı. Öte yandan İran, Suriye arasında bir yerde sıkıştı, kaldı. Türkiye'nin sıkışmışlık meselesi öyle bir hale geldi ki o sıkışmışlık Türkiye'yi yalnızlaştırdı. Öte yandan fotoğraf Rusya'ya net bir şey söylüyor: S-400 konusunda çok ısrarcısınız ama unutmayın, Türk ordusu bir NATO ordusu. Genelkurmay Başkanı ben bir fotoğraf karesinde tutuyorum, baktığınız zaman ordu size eğilimli değil ama siyaset size eğilimli olabilir. Ama sivil siyasetçiler, politikacılar gelip geçer. Ama Türk Silahlı Kuvvetleri, ordu geneli bunlar kalıcıdır ve NATO var olduğu sürece bu ilişkiler hep devam edecek. Bugüne kadar çok hükümetler gördük, çok cumhurbaşkanları gördük. Hangi Genelkurmay Başkanı gelirse gelsin, bu ilişkinin sürekliliği ve devamı var. Fotoğrafın arkasına baktığınız zaman bunu okuyacaksınız. Burada da bir gerçek var. Siz subaylarınız gönderiyorsunuz ABD'ye, NATO'ya, oralarda yetiştiriyorsunuz, ordunun iç çamaşırı bile NATO standardı. Bütün bunların hepsini bir kalemde değiştirmeye kalksa, nasıl değiştirecek?"

‘S-400'LERİN ALINMASI BAŞKA YERLEŞTİRİLMESİ BAŞKA, ÜÇÜNCÜ BİR ÜLKEYE DEVRİ OLUR'

Türkiye'nin S-400'leri alması ile yerleştirmesinin başka anlamlar ifade ettiğini de söyleyen Mütercimler'e göre, Ankara Rusya ile ilişkilerin geldiği yerden dolayı savunma sistemlerini almak zorunda ancak bunların Türkiye'ye yerleştirilmesi mümkün görünmüyor. Mütercimler bunun yerine üçüncü bir ülkeye devir meselesinin söz konusu olabileceği değerlendirmesi de yaptı:

'ABD'nin Türkiye'yi GTS Programı'ndan çıkarması S-400 anlaşmasıyla ilişkili değil'
"Türkiye'nin S-400'leri alması başka bir şey, yerleştirmesi başka bir şey. Almak zorunda mı? Artık Rusya ile olan ilişki nedeniyle almak zorunda. Ama bunları Türkiye'ye yerleştirme konusuna gelince bunun olasılığını ben şu an da yüz üzerinde 0 görüyorum. Peki ne olacak? 3. bir ülkeye devri olur. Türkiye bunun arasını ödeyecek. Rusya çok net. Bunun parası çıkacak. Eğer biri bunun parası çıkmayacak diyorsa, hemen tarihten bir örnek vereyim. Birinci Dünya Savaşı'nın başında İngiltere'den iki gemi sipariş ettik, Sultan Osman ve Sultan Reşat koyduk adlarını. Brezilya için yapılmıştı. Brezilya bunları sattı, biz talip olduk, para topladık. Halktan topladık o dönem parayı. Kadınlar yüzüklerini verdiler. Rauf Orbay aldı gitti parayı heyetle. Ne oldu? Bütün tatbikatlarda gemi deneniyor, o oluyor, bu oluyor. İngiltere vermedi gemileri. Churchill verdirtmedi, parlamentodan çıkardı kararı. Paramızı da alamadık geri. O gün bugündür alamadık, gemiler de gelmedi. Başka devletlerin de başına geldi bu.

‘ABD'NİN DEVLET FELSEFESİ KOVBOY KÜLTÜRÜ ÜZERİNE'

Türkiye'deki siyasi karar alıcıların Rusya'dan bu sistemleri alarak ABD'ye meydan okuduklarını düşünebileceğini ancak güç unsurlarının iyi analiz edilmesi gerektiğini söyleyen Mütercimler, ABD'nin devlet felsefesinin ‘kovboy kültürü üzerine' olduğunu da kaydetti. ABD yönetimlerinin dünyanın pek çok ülkesine müdahalede bulunduklarını ve buralarda bir şey inşa etmeleri gerekmediğini anımsatan Mütercimler, Suriye, Irak, Libya ve son olarak Venezüela'da yapılanlara atıfta bulundu. Türkiye'nin ise bu ülkelerle asla kıyaslanamayacak güçte bir ülke olduğunu belirten Mütercimler, durumu ‘ayı tuzağında tutma' anıştırması ile açıkladı:

‘Türkiye, S-400 konusunda ABD’nin sözüyle hareket etme niyetinde değil’
''Türkiye burada Rusya'dan böyle bir sistem alıyorum diye ABD'yi tehdit edebilirim, ya da ediyorum diye de düşünüyor olabilir. Ama güç unsurlarını iyi analiz etmek gerekiyor. ABD'nin genel olarak devlet felsefesi kovboy kültürü üzerinedir. ‘Önce idam et, sonra yargıla'. Bunu sürdürüyor. Suriye'de becerebildi mi? Vietnam'da becerebildi mi? Bu tür beceriksizlikleri diz boyu, o ayrı. Ama beceriksizlikler sürecinde o ülkeyi de tüketiyor, dert orada zaten. İç kaynaklarını, ekonomisini tüketiyor, halkı ikiye bölüyor. Venezüella en canlı örneği. Irak, Libya bölünmüş ikiye. Bütün bunları yapıyor, beceremiyor, adımlar atıyor. Ama sonuç ülkeleri çok uzun zamana yayılacak şekilde o büyük problemlerin hepsiyle baş başa bırakıyor. Ülkelerin ekonomisi dahil olmak üzere her şeyi çökertiyor. Türkiye bu konuda çok büyük deneyime sahip, öteki ülkelerin hiçbirisi ile kıyas kabul edilemeyecek kadar güçlü bir devlet. Biz güçlü devletiz. Balkanların en güçlü devletisin, Kuzey Afrika'nın, Ortadoğu'nun, Orta Asya'nın, bu bir gerçek. Ne Suriye ne Irak ne Libya'sın sen. Onlar da bunun farkında. Ama bütün bunların hepsi ile senin kanını tüketiyor. Strateji derslerinde anlatırız, ayı tuzağı denilen bir şey var. Şudur, ayının postu çok değerli olduğu için, saçma ile yakmak istemez avcılar onu. Bir çubuk atarlar, içine ince sivri kazıklar yerleştirirler, üzerini örterler, hayvanı oraya doğru sürüklerler. Hayvan oraya düşer, geçer o kazıklar vücuduna, bütün kanı süzülür. Ondan sonra hafiflemiş olarak onu alırlar ve postunu yüzerler. Bunu yapmaya çalışıyor, o ayı tuzağında tutmaya çalışıyor üzerinde operasyon tasarladığı devletlerin. Bunun da farkına varılması gerekiyor. Mesele burada stratejik aklı egemen kılmak hepsi bu."

Yorum yaz