YAŞAM

Şükrü Erbaş: Sol görüşlü bir şairim, son yıllarda 'Muhafazakar' diyebileceğimiz bir kitlem oluştu

Sol düşünceye sahip devrimci bir gelenekten geldiğini söyleyen şair Şükrü Erbaş “Son yıllarda muhafazakar diyebileceğimiz bir kitlem oluştu. Çok saygılı bir güzellik yaşıyoruz, örnek olması gereken büyülü bir ilişki bu” dedi.
Sitede oku

Şair Şükrü Erbaş, Sabah gazetesinden Tuba Kalçık'ın sorularını yanıtladı.

Ahmet Hakan: Açılın, Erdal Beşikçioğlu'nu savunacağım
"İçinde yaşadığımız zaman aralığında insan, geçmiş zamanlara göre daha büyük bir yalnızlık içinde. Diğer insanlarla temasını kaybetmeye başladı. Bağlar kopuyor. Siyasi, sosyal, kültürel pek çok nedenle her gün biraz daha geri çekilerek yaşıyoruz" diyen Erbaş, devamında "Dünyaya karşı bir duvar örüyoruz. Önce ülkemize, sonra şehrimize, sonra mahallemize, sonunda da odalarımıza kadar geri çekilmeye başladık. Gövdelerimizi birer hapishaneye dönüştürdük. Yehudi Menuhin'in sözüdür, 'Bizler birbirimize ait olduğumuzu unuttuk.' Bu yabancılaşma ve yalnızlaşma bizi, herkesi ötekileştirmeye götürür" ifadesini kullandı.

Erbaş, şunları kaydetti:

— Bu yıkıcı yalnızlığı kırmak için birbirimizi tanımamız gerekir. Bütün önyargılarımızı, korkularımızı, hırslarımızı bir kenara bırakıp saygı içinde iletişim kurmanın zamanı. Ben sol düşünceye sahip, devrimci bir gelenekten gelen bir edebiyatçıyım. Son yıllarda muhafazakar diyeceğimiz geniş bir okur kitlem oluştu. Olağanüstü saygılı, sevgili bir güzellik yaşıyoruz onlarla. Sanırım herkese örnek olması gereken, büyülü bir ilişki bu. Bizim hayata ilişkin ortak yaralarımız var. Benimle birlikte onlar da şiirle soluk alıyorlar. Dünya görüşümüz ne kadar farklı olursa olsun edebiyatın paydasında buluşuyoruz. Bu nokta çok kıymetli. Bir toplumun ortak acılarda veya birlikte yaşama hayalinde buluşması önemli. Birbirimizin hayatına, düşüncelerine saygı duyarak ortak bir yaşam tasavvurunda, gelecek düşüncesinde buluşmak çok kolay aslında. Sadece biraz emek ve saygı. Sadece biraz kendini sevmek yetecek. Dünya bir hafıza kaybını yaşıyor nicedir. Toplumlar, insanlar kendi kimliğini, kültürünü, geçmişini, varlığını unuttu. Bu hafıza kaybından bir an önce kurtulmazsak, biyolojik ihtiyaçlara indirgenmiş birer yaratığa dönüşeceğiz. Bu, insanın çürümesidir.

Yorum yaz