Eksen - Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

‘ÇKP ilk yüzyılda mutlak yoksulluğu kaldırdık, ikincisinde sosyalist devleti ilan edeceğiz diyor’

‘ÇKP ilk yüzyılda mutlak yoksulluğu kaldırdık, ikincisinde sosyalist devleti ilan edeceğiz diyor’
Abone olTelegram
Gökhun Göçmen'e göre, Çin Komünist Partisi'nin 100. yılında onaylanan 3. karar belgesi Mao ve Deng dönemlerindeki gibi tarihi önemde: ÇKP'nin mutlak yoksulluğu yenip orta halli refah devletini kurması sonrası sosyalist devletin ana hatlarıyla ilanını hedefliyor. Göçmen Şi Jinping'in bu vizyona damgasını vuran olarak öne çıktığını vurguladı.
Dünyanın yükselen gücü Çin'de Komünist Partisi, kuruluşunun 100'üncü yıldönümünde düzenlediği Merkez Komitesi genel kurul toplantısında dikkat çekici bir karar belgesine imza koydu. ÇKP tarihinde ilki 1945'te Çin devrimi öncesinde Mao Zedung döneminde, ikincisi ise 1981'de Çin'in dünyaya açılmasını sembolize eden Deng Şiaoping döneminde kabul edilen karar belgelerinin ardından 'tarihi önem taşıyan' üçüncü karar belgesi oluşturuldu. Henüz tam metni yayınlanmayan karar belgesi partinin liderliğinde Çin'i başarı ve deneyimlerini özetlerken, Devlet Başkanı Şi Jinping'i de Mao ve Deng'in ardından özel bir yere oturtmuş oldu.
8-11 Kasım tarihlerinde başkent Beijing’de düzenlenen ÇKP 19. Merkez Komitesi 6. Genel Kurul Toplantısı ve kabul edilen karar belgesinin önemini, Çin lideri Şi'nin ABD Başkanı Biden ile gerçekleştireceği çevrimiçi zirve eşliğinde Çin'i yakından takip eden gazeteci ve yazar Gökhun Göçmen ile konuştuk.

'ÇKP bir atılım ya da özeleştiri yapmak istediğinde geriye bakarak tahlilde bulunuyor ve yol haritasını çiziyor'

Gökhun Göçmen, Çin siyasi sisteminde toplumun öncü gücü olan Çin Komünist Partisi'nin merkez komiteleri ve genel kuralları aracılığıyla işlettiği konsensüs ve karar mekanizmalarına atıf yaparken, partinin kuruluşundan bu yana ilki Mao döneminde devrimden önce, ikincisi ise Deng döneminde dışa açılma yöneliminin başladığı iki karar belgesinin önemini aktardı. Göçmen, partini geçmişin analizi, geleceğin şekillenmesini kayıt altına alan bu karar belgelerinin sonuncusunun ise 19. Merkez Komite'nin geçen haftaki son toplantısında çıktığını vurguladı.

“Bu ÇKP'nin yüzüncü yılına özel olarak tertip edilmiş bir toplantı. Türkiye ve Batı'da çok fazla bilinmiyor. Çünkü biz biraz da Çin'e Batının lensiyle bakıyoruz. Öncesinde ÇKP’nin bu toplantılarına dair kuramsal giriş daha iyi olabilir. ÇKP beş yılda bir Merkez Komitesi'ni seçiyor, yılda yedi kez genel kurul toplanıyor. Bu yedi genel kurulun hepsi ayrı gündemlere sahip. Örneğin 19. Merkez Komite ilk genel kurulunu yaptığında bir görev bölüşümü yapılıyor. Üçüncü genel kurulda ekonomiye dair bir yol haritası çıkartılıyor. En son genel kurulda da bir sonraki merkez komite için hazırlık yapılıyor. Bunların her birinin ayrı konsepti var. 6'ıncısı siyasi kararların alındığı buluşmalar. Altıncı genel kurullar ÇKP’de önemli. Ama bu kez ÇKP’nin 100'üncü yılına denk gelmesi sebebiyle önemli. ÇKP tarihinde üçüncü kez bir karar belgesi görüyoruz. Karar belgeleri Çin’deki parti içi uzlaşmaların tezahürü olarak ortaya çıkıyor. ÇKP bir atılım ya da özeleştiri yapmak istediğinde geriye bakarak bir tahlilde bulunuyor ve önündeki yol haritasını çiziyor. İlk tarihi karara 1945’te tanıklık edildi. 1949’da Çin Halk Cumhuriyeti kurulduğuna göre bu ondan da önce, devrime giderken çıkardığı karar. Kriz anlarında ya da ileriye doğru bir adım atılacağı zaman parti içerisinde bir uzlaşı isteniyor ve bu karar belgesi çıkıyor. 1945 karar belgesi esasen parti içinde sağ ve sol eğilimlerin mücadelesi olarak iki-üç konuya odaklanıyordu. Japon işgaline direnişten çıkarılan dersle ve Tayvan Adası’na kaçan milliyetçi ekiple olan mücadeleler. İkinci karar metnine 1981’de. Bu da Çin’in Deng Şiaoping döneminde ünlü reform ve dışa açılması sırasındaki belge. Bu belgede de geriye dönüş, bir tahlil var. Aynı zamanda bir eleştiri var, Mao önderliğindeki Kültür Devrimi'nin ÇKP tarihindeki en büyük hezimetlerden biri olduğu kayıt altına alınıyor. Mao’nun hala partinin kurucusu olduğu, düşüncesinin ÇKP kolektif aklının kristalleşmiş hali olduğu da yine kayıt altına alınıyor. Mao’nun hataları ikincil, katkıları birinci sıradadır denilerek tarihi bir çıkarıma gidiliyor. Aynı zamanda reformcu dışa açılmanın da taşları döşenmiş oluyor. Bu kısa giriş, ÇKP’nin neden üçüncü karar belgesine ihtiyacı olduğunu anlatıyor.”

'Orta sınıfın giderek şişkinleştiği üzüm salkımı'

Göçmen, henüz geçen hafta kabul edilen üçüncü karar belgesi henüz servis edilmese de yayınlanan bildiride işaretlerinin yer aldığını belirtti.
Göçmen buna göre; ÇKP'nin üçüncü karar belgesiyle, ülkede mutlak yoksulluğu bitirerek orta halli refah toplumunu inşa yolunda önemli adım atıldığı, partinin 2035'e kadar sosyalist devletin ana hatlarıyla kurulması ve ikinci yüzyılında modern, güçlü sosyalist devleti ilan etme hedefini koyduğunu dile getirdi:
“Biz şu anda karar belgesini göremedik. 6. Genel Kurul'un ardından yayınlanan 15-16 sayfalık bir bildiri üzerinden konuşuyoruz. Dolayısıyla servis edilecek karar metnine dair fikir sahibiyiz diyebiliriz. Çin yeni bir döneme giriyor. Bildiride detaylı olarak verilmese de yeni dönemden anlaşılması gereken şu; 'Çin orta halli refah toplumunu inşa etme yolunda önemli bir adım attı, ülkede mutlak yoksulluğu bitirdi. 2035 yılına kadar sosyalist devleti ana hatlarıyla kuracağız. İkinci yüzyılımızda modern, güçlü, tam anlamıyla bir sosyalist devleti de uluslararası kamuoyuna ilan edeceğiz' diyor. Yani 'güçlü, uyumlu, kültürel açıdan gelişmiş bir devlet haline geleceğiz' diyor. Yeni dönemden anladıkları bu. Şi, orta halli refah toplumunu da bir şekilde ortak refaha geçirmek istiyor. Orta halli refah toplumu, toplumun mutlak yoksulluk oranını azaltmayla ilgili, ortak refah ise sınıflar arasındaki makasın giderek kapandığı bir toplumsal modeli işaret ediyor. Çinli uzmanlar bunu bir üzüm salkımına benzetiyorlar. Ortası şişkin olan kısmı aslında bütün sınıfların içerisinde bulunuyor, orta sınıfın giderek şişkinleştiği. Tepeler ise yoksullar ve zenginlerin giderek azaldığı bir toplumsal model olarak ifade edilebiliyor.”

‘Batı basının lider fetişizmi var, ÇKP’yi tek kişinin parmaklarının ucunda oynayan bir partiymiş gibi resmetmeye çalışıyorlar’

ÇKP'nin üçüncü karar belgesi, Şi Jinping'in otoriter liderliğinin yolunun açılması olarak yorumlandı. Ancak ikinci beş yıllık döneminin sonuna yaklaşan Şi'nin olası liderliğinin önü zaten 2018'de açılmışken, Gökhun Göçmen, bu analizlerin Batı medyasının manipülasyonu olduğunu kaydetti. ÇKP'nin içinde tarih boyunca tartışmalar yaşandığını anımsatan Göçmen, olup bitenlerin tek kişinin parmaklarının ucunda oynayan bir parti olarak sunulmasını ise Batı basınındaki 'lider fetişizmine' bağladı:
“Batı basınının lider fetişizmi var. Bunu bilerek böyle resmetmeye çalışıyorlar. Aslında ÇKP tek bir kişinin parmaklarının ucunda oynayan bir partiymiş gibi resmetmeye çalışıyorlar. Yaklaşık 400 kişinin katıldığı bir toplantıdan bahsediyoruz. ÇKP’nin kademeli olarak yükselen merkez komitesinde 400’e yakın kişiden bahsediyoruz. Dolayısıyla burada Şi emir verdi, herkes onayladı şeklinde bir yaklaşım kulağa mantıklı gelmiyor. Bundan ziyade ÇKP’nin nasıl yönetileceği ve nasıl bir yola gireceği benim dikkatimi çekiyor. Bizim hayatımızı da oradaki gelişmeler bir şekilde etkileyecek. Şi Jinping'in üçüncü ve tarihi karar belgesi ile şimdiden ÇKP içinde özel bir yer edindiğini söylemek mümkün. Ama bunu Şi istedi diye olacağını da sanmamalıyız. Çünkü ÇKP’de toplantı içerisindeki tartışmalara ilişkin açıklama yapmak dahi yasak. Bundan önceki belgelerde de bunu görmüyoruz. Örneğin Kültür Devrimi ile ilgili bütün ÇKP 'evet bir hataydı' demedi. Bu tartışmalar oldukça sıkı ve gizli biçimde ilerliyor. Karar metnine ulaşabildiğimiz için bir metin görüyoruz. Deng Şiaoping zamanında açıklanan belgede o dönem tartışılan büyük ileri atılım vardı. Özel ve kamu sektöründeki fabrikalar hızlıca özel şirketlerden alınıp devletleştiriliyordu ve bu konuda da tartışmalar var. Ama biz 81 karar belgesinde buna rastlamıyoruz. Demek ki böyle bir fikir birliğine varılmamış. 1 milyar 400 milyon nüfuslu bir ülkeyi tek kişi keyfiyetle idare edemez. Batı basını bu işi tek kişi üzerinde toplayarak resmetmeyi seviyor. Ama bence bundan daha önemli olan Çin’in geleceği pozisyon, uluslararası sistemi nasıl etkileyeceği ve bizim bu süreci nasıl izlememiz gerektiğiyle ilgili bir problem var gibi geliyor bana.”

‘ABD Tayvan konusunda Tek Çin politikasında stratejik belirsizliğe başvuruyor'

Göçmen, Biden-Şii sanal zirvesini de değerlendirirken, ABD'nin Çin'e karşı stratejik rekabetinde bir değişiklik olmayacağı görüşünde. Göçmen bu durumun 'bir felakete yol açma' riskine karşı diyalog mekanizmalarının öne çıkarıldığını belirtti. Görüşmenin odağında Tayvan meselesinin bulunduğunu anımsatan Göçmen, ABD'nin bu konuda stratejik belirsizlik siyasetine dikkat çekti. Göçmen, Çin açısından ise 'barışçı yolla birleşme iradesi' ve gerekirse 'güç kullanmaktan kaçınmamanın her zaman vurgulandığına atıfta bulundu:
“İki ülke arasındaki sorunlar hallolabilecek sorunlar değil. Tarafların bir anda bütün konularda işbirliğine gideceği gibi net bir beklenti içinde olmamalıyız. Amerika’nın Çin’e karşı uyguladığı stratejik rekabette bir değişme olmayacak. Fakat bu stratejik rekabet politikası bir felaketle sonuçlanabilir mi, biz bugün geldiğimiz noktada bunu tartışıyoruz. Bu anlamda da bir felakete yol açmaması için bir şekilde diyalog mekanizmalarının kurulması önemli. Bu anlamda toplantının tek iyimser yanı bu olabilir. Görüşmenin merkezinde Tayvan Adası var. Amerika stratejik bir belirsizlik içinde. Bir taraftan ‘tek Çin’ ilkesine saygı duyduğunu belirtirken, Tayvan’ı savunmaya hazır olduğunu ilan ediyor. Çin ise durum daha farklı. Tek Çin ilkesinden bahsediyor. Tayvan Adası’nın da bir gün ana karaya dahil olacağı konusunda ısrarcı. Karar belgesinde de bu yer alıyor. Çin bu konuda taviz vermek istemiyor. Aksine ABD bir adım attıkça Çin, Tayvan konusunda iki adım ileriye gidiyor. Biz bu sene içerisinde hiç olmadığı kadar büyük kapsamlı askeri tatbikatlara tanıklık ettik. Çin bir taraftan barışçıl yolla birleşme iradesinde ısrar ediyor ama yeri gelirse güç kullanmaktan kaçınmayacağız’ sinyali veriyor. ABD ise stratejik belirsizlik içerisinde. O belirsizlik bu görüşmeyle berraklığa kavuşacak mı, buna tanıklık edeceğiz. Sadece Tayvan Adası değil, Güney Çin Denizi, AUKUS paktı gibi çok fazla madde var. Birisi de G7 Zirvesi sonrasında ABD 'dünyayı yeniden inşa inisiyatifi' ortaya koydu, bu Kuşak ve Yol’a rakip gözüküyor. Amerika, yılbaşında bu girişim temelindeki projelerini açıklayacak. İklim konusunda taraflar anlaşmaya vardı. Buna yönelik de birkaç olumlu cümleye tanıklık edeceğiz.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала