Eksen - Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

‘ABD Avrasya'yı şekillendirmek istiyor, bunu Afganistan’daki şiddeti Orta Asya’ya yayarak yapacak’

‘ABD Avrasya'yı şekillendirmek istiyor, bunu Afganistan’daki şiddeti Orta Asya’ya yayarak yapacak’
Abone olTelegram
Dr. Adıbelli’ye göre, ABD'nin hiçbir zaman Taliban’ı yok etme hedefi olmadı. ABD'nin Avrasya coğrafyasını şekillendirmek istediğini belirten Adıbelli, bunu Afganistan'daki şiddeti Orta Asya’ya yayarak yapacağını söyledi. "ABD'nin istediği hızlı bir kaosun hakim olması" diyen Adıbelli Çin ve Rusya'nın bölgesel çözümler aradığını ifade etti.
ABD ve NATO'nun alel acele Afganistan'dan çekilme kararını mayıs ayında uygulamaya başlamasıyla birlikte Afganistan'daki Taliban hareketi ülkeyi kontrol altına almaya başladı.
Radikal İslamcı Taliban'ın iktidarının oluşturduğu tehlikelere karşı Rusya,Orta Asya Cumhuriyetleri'yle tatbikatlara başlarken, Çin de Kuşak ve Yok Girişimi hattında oluşabilecek olası istikrarsızlığa karşı Taliban'la temaslarda bulundu. Özellikle Sincan Özerk Bölgesi'ndeki İslamcı harekete karşı Afganistan topraklarının kullandırılmaması güvencesinin alındığı söyleniyor.
taliban'ın kontrolüne girecek bir Afganistan karşısında bölgede tedirginliği; Çin, Rusya ve Orta Asya cumhuriyetlerinin durumunu Dumlupınar Üniversitesi’nden Asya politikaları uzmanı Dr. Barış Adıbelli ile konuştuk.

‘ABD hiçbir zaman Taliban'ı yok etmek gibi bir çabanın içinde olmadı'

Dr. Barış Adıbelli'ye göre, ABD için ‘yenildi, o yüzden Afganistan’dan çıkıyor’ söylemi doğru değil. ABD'nin çekilme kararının bir hedefi ve hesabı bulunduğunu belirten Adıbelli, olayın Afganistan değil Asya jeopolitiği içinde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. ABD'nin hiçbir zaman Taliban’ı imha etmek, yok etmek gibi bir çabanın içinde olmadığı görüşünü dile getiren Adıbelli, IŞİD'i Taliban'ın himayesine veren gücün kim olduğunun da sorgulanması gerektiğinin altını çizdi:

"ABD bunu boş bir strateji olarak yapmadı, bir hedefi, hesabı var. Hatta ben birçok yorumumda bunu ‘2.0 Afganistan’ olarak söylüyorum. ABD yeni bir versiyona geçti. Adeta Afganistan politikasını update ve upgrade ediyor. Meseleye Afganistan meselesi olarak bakarsanız anlamsız gelebilir ama bunu Asya jeopolitiği içinde değerlendirirseniz muazzam bir anlamı var. Yakın zamandaki gelişmeler gösteriyor ki ABD’nin attığı adımların hepsinin bir hesabı var, bunu kasıtlı yapmış. Dolayısıyla Trump veya Biden meselesi değil. Trump’ın şahsi meselesi değildi. Bir devlet politikası mıydı diye, mesela Çin’i sorguladık. Evet, bu bir devlet politikasıydı. Trump yaptı, şimdi Biden geldi, uyguluyor. Afganistan meselesi de benzer şekilde bir devlet politikası. Şöyle bir soruyla başlayalım; acaba gerçekten ABD Taliban’la savaştı mı? Gerçekte hedef Taliban mıydı? Olmadığı kesin, 20 yıllık süreci izleyin. ABD bir şekilde Taliban’ın gücünü belli bir noktada bırakmayı hedeflemişti. Bugün gelinen nokta ortada. Hiçbir zaman Taliban’ı imha etmek, yok etmek gibi bir çabanın içinde olduğunu zannetmiyorum. Çünkü 1990’ların ortasında Pakistan’ın desteğiyle Taliban iktidarı aldı, bunun arkasındaki güç kimdi? Pakistan’ın en yakın müttefiki kimdi? Taliban orada en çok kime hizmet etti? Çünkü ne Rusya’yla arası iyiydi ne Çin’le. El-Kaide ve Usame bin Ladin’i Taliban’ın himayesine kim, hangi güç verdi? Ahmet Şah Mesud’u El-Kaide örgütüne kim öldürttü? Çünkü Şah Mesud ABD ile o bölgede uzlaşmıyordu. Bunlardan yola çıkarak, şu soruyu soralım. Bugün IŞİD’i Taliban’ın himayesine kim verdi Afganistan’da? Tarih tekerrürden ibaret lafına geldik. 90’larda El-Kaide veriliyor, 2020’lere geldiğimizde IŞİD Taliban’a himaye olarak veriliyor. Fotoğrafa 30 yıllık bir süreçten bakarsanız, Asya jeopolitiği içinde değerlendirirseniz ABD bir kaotik ortam arayışı içerisinde olduğu görülür."

‘ABD Avrasya coğrafyasını şekillendirmek istiyor, bunu Afganistan’daki şiddeti Orta Asya’ya yayarak yapacak’

Afganistan'ın bölünerek bir İslam emirliğinin hedefleniyor olabileceğine dikkat çeken Adıbelli, Suriye ve Libya'dan IŞİD militanlarının toplanıp bölgeye sevk edilmesine atıfta bulundu. Adıbelli, ABD’nin yeni dönemde Asya jeopolitiğini şekillendirmek istediğini söylerken, bunu da Afganistan’daki şiddeti Orta Asya'ya yayarak yapacağı öngörüsünde bulundu. Adıbelli'ye göre, ilk hedef hassas dengeleri olan Tacikistan olabilir, Taliban'la görüşse bile bu harekete güvenmeyen Çin de Sincan bölgesi için alarm durumunda:
"Şimdi Biden’ın açıklamalarına baktığınız zaman, demişti ki ‘Afganistan’da tüm ülkeyi kontrol eden tek bir hükümetin olma olasılığı çok düşük’. Buradan ne sonuç çıkarırsınız? Birincisi, Afganistan’a federal bir yapı, aşiretlerin de etkin olduğu eyaletlere mi bölünecek? Yoksa bir koalisyon hükümetinden de mi bahsetti Biden? Yoksa birkaç devlet arasına bölme, yani Peştunların bir devleti var, Hazara alanı, hatta şimdi Talibanistan diye bir kavram kullanıyorlar. Bu noktadan baktığınız zaman Taliban ‘İslam emirliği kuracağız’ diyor. Şöyle hayal edin. Afganistan parçalandı, bölündü ve tam Çin’i sınırında Badahşan denilen bölgede, bir İslam emirliği kuruldu. Bu bölgede kime hizmet eder, kimi tehdit eder? Bu açıkçası Çin’i oldukça rahatsız edecek. Sadece Çin değil, bunun içinde Çeçen unsurların da olduğu söyleniyor. IŞİD’in Afganistan versiyonu, bambaşka bir şey. Geçtiğimiz günlerde Rusya Savunma Bakanı Şoygu bir açıklama yaptı. Dedi ki, ABD Libya’dan, Suriye’den dünyanın dört bir yanından IŞİD’lileri topladı, Afganistan’a götürdü, bıraktı. Rusya’dan bekliyoruz, elinde belli ki istihbarat, belge var. Bunların açıklanması lazım. Afganistan’a giden bu militanlar ne yapıyor? ABD yeni dönemde Avrasya coğrafyasını şekillendirmek istiyor. Biz bunu artık anladık. Bunu Afganistan’daki şiddeti Orta Asya’ya yayarak yapacak. İlk etapta Tacikistan’ın hedef olduğunuz biliyoruz. Niye Tacikistan? Çünkü Rusya’nın Orta Asya’da en büyük üssü bu ülkede. Tacikistan bir iç savaş yaşamış ülke yani hassas dengeler üzerinde duruyor. İkincisi Uygur bölgesi kırmızı nokta üzerinde duruyor. Çin, geçtiğimiz günlerde Taliban heyetini davet etti, görüştü. Taliban Çin’e söz verdi. Topraklarını Çin’e karşı kullandırtmayacağını söylüyor ama bütün uzmanlar şunu diyor. Taliban’ın geçmişte verdiği sözler biliniyor, Çin bu noktada Taliban’a çok fazla güvenmiyor. Taliban’ın alt versiyonları var, Pakistan Taliban’ı, Hakkani Şebekesi, IŞİD Horasan gibi. Dolayısıyla bütün bunların üzerindeki etkisi veya kendi ister mi istemez mi belli değil. Dolayısıyla Çin burada alarma geçmiş durumda. Afganistan işlerin düzelmesini istiyor ama Çin diğer taraftan bunun düzelemeyeceğini biliyor. Son olarak Şangay İşbirliği Örgütü devreye girdi."

‘Çin, ABD’nin Afganistan’da çekilmesini memnuniyetle karşılamadı'

Çin’in ABD’nin Afganistan’dan alel acele çekilmesini olumlu karşılamadığı görüşündeki Adıbelli, Pekin'de Washington'ın Afganistan’ı bilerek kaos durumunda bıraktığı görüşünün hakim olduğu görüşünde. Çin’in aşırıcılıkla mücadelesinde hedef olmak istemediğini vurgulayan Adıbelli, Taliban'a temasa geçilmesi gerekçesinin de Kuşak ve Yol projesinde istikrarsızlık çıkarılmaması olduğunu dile getirdi:
"Çok ilginçtir, Çin Amerika’nın çekilme hamlesini aslında memnuniyetle karşılamadı. Böyle birden apar topar gitmesini eleştirdi. Çin, sorumlu bir şekilde davranması gerektiğini söyledi. Bir anda çekip gitmenin bölgenin istikrarına çok da hizmet etmediğini söyledi. Sanıldığının aksine, Çin ‘savaş kaybedildi, çekildi’ diye görmüyor. Çin, Amerika’nın burayı bilerek kaos durumuna bırakarak gittiğini, bir geçiş döneminin en azından bölge ülkelerinin oluşturacağı bir konsorsiyum bu geçiş sürecini denetleyebilirdi. Burada daha dengeli bir hükümetin kurulması sağlanabilirdi gibi Çin’in düşünceleri var. Çin diplomasisi agresif çalışmıyor. Ama Amerika da Çin’i artık son noktaya getirdi. Daha önce hiç akla gelmeyecek şeylerle suçladılar. Çinliler diplomasinin her alanını kullandılar ama ABD başka bir dilden anlıyor. Wang Yi, bunu söylüyor. 1979’da Vietnam’da yaptığı Çin ile arasındaki savaşta Çin şöyle tabir etmişti. ‘Vietnam’a bir ders vermek için gidiyoruz.’, bir ders verme amacı. Afganistan meselesi de şöyle, ABD ile söylem üzerinde bir tartışması var Çin’in ama Afganistan reel bir tehdit. Taliban 90’larda başa geldiğinde tanıdığı birkaç Müslüman ülke vardı. Çin’i tanımıyordu ama yakın ilişkileri vardı. Çin o dönemde de Taliban’la görüşüyordu, ekonomik ilişkileri vardı. Çin Afganistan’a 42 milyar dolar yardım yapacağı sözünü verdi, Kuşak ve Yol üzerinde. Çin şunu söylüyor, ekonomik taraftan yapabilirsek, Taliban’la oturabiliriz. Taliban Çin’i beklediği cevapları verdi, Uygur meselesinde destek vermeyeceğim, toprakları kullandırtmayacağım gibi. Ancak, Çin’in endişesi Uygur meselesi değil, bunun da ötesinde. Aşırıcılık olarak adlandırdıkları, radikal İslamcı bir şeyin yeşermesi. Çin’deki Müslümanlar sadece Uygurlar değil, başka Müslüman gruplar da var. Çin hedef olmaktan korkuyor. Niye? Altı Kuşak ve Yol rotası var. Bunun 4 rotası Uygur bölgesinden geçiyor veya oradan başlıyor. Bunlar daha çok Avrasya coğrafyasından Avrupa’ya gidiyor. Bunlar aynı zamanda Afganistan’ın yakın çevresinden geçiyor. Yani, Çin yalnızca toprak bütünlüğü için uğraşmıyor, aynı zamanda kendisi için 100 yılın projesinin geleceği için de uğraşıyor. Bu bağlamda Taliban’la her türlü fotoğrafı veriyor. Veriyor ama hala güvenemiyor."

‘Taliban, fotoğraf çektirmenin haram kabul edildiği eski Taliban değil, denge politikası yürüyor’

Çin’de Afganistan’a silahlı kuvvet gönderme fikrinin tartışıldığını aktaran Adıbelli’ye göre, Pekin başka ülkelerin iç işine karışmama politikası güdüyor ancak sınıra yığınak da yapıyor. Çin’in bir yandan da Hindistan ile Taliban yakınlaşmasını takip ettiğini söyleyen Adıbelli, Taliban’ın da ‘zamanı yakaladığını’, eski Taliban olmadığı değerlendirmesinde bulundu. Taliban’ın bir şekilde denge politikası uyguladığı görüşünde olan Adıbelli, ABD’nin yeni kara gücünün Taliban ve türevleri olduğunu söyledi:

“Çin’de hala şu tartışılıyor: Acaba Çin Afganistan’a silahlı kuvvetlerini gönderebilir mi? Çin, bu iç işleri ben karışmam diyor ama Vahan Koridoru var, orası çok önemli bir yer. Bu koridora ve sınıra askeri yığınak yapıyor Çin şu anda. Tibet’teki silahlı kuvvetlerin başındaki adamı aldı, Uygur bölgesindeki askeri kuvvetlerin başına getirdi. Tibet bölgesinde başarılı işler yaptığı için aldılar, oraya getirdiler. Böyle deneyimli bir generalin son dönemde risklerin de arttığı bir dönemde burada olmasını istiyorlar. Çünkü Çin bir taraftan da Hindistan’ı gözlüyor. Yani iş sadece Afganistan’da bitmiyor. Geri planda bir de Hindistan’ın Afganistan’a yanaşması var. Taliban o kadar ustalıkla oynuyor ki. Bu bizim bildiğimiz Taliban değil. 2001’deki Molla Ömer’in liderliğindeki eğitimsiz, dünyayı bilmeyen, kapalı Taliban örgütü değil. Önümüzde teknolojiyi bilen, yeni kuşak, nesilden oluşan bir Taliban var. Dünyanı ve bölgeyi okuyan bir Taliban var. Diplomasiyi kullanan bir Taliban var. Hepsinin elinde akıllı telefon var. Daha önce fotoğraf çektirmeye, teknolojiye haram diyen Taliban’dan bambaşka bir Taliban var. Eski Taliban örgütüyle karşılaştırıp şimdiki Taliban’a baktığınız zaman insanlar şaşırıyor. Taliban Hindistan’la da temasa geçti. Bir şekilde Çin’i dengeliyor. Rusya’yla temasa geçti. Bir şekilde ABD’ye mesaj veriyor. Ama son noktada ben şu soruyu soruyorum. ABD’nin son dönemde, özellikle terör örgütlerini devşirip, kara gücüm deyip, yerel savaşlarda, krizlerde, yerel unsurları kullanma politikası bağlamında, Suriye’de gördük, hem IŞİD’i hem YPG’yi kullandı, şimdi Afganistan’daki meseleye bakın, IŞİD’i oraya taşıdı. Burada Taliban’ı da devşirdiği anlaşılıyor. Demek ki Avrasya’da yeni kara gücü Taliban ve onun türevleri. Pakistan Taliban’ı var, Beluci Özgürlük Ordusu var. Belucis Özgürlük Ordusu inanılmaz bir şey, bunun içinde Hindistan Gizli Servisi var, İran Gizli Servisi var, bunları destekliyor. Tüm bunlar aslında Çin-Pakistan ekonomik koridoruna karşı yapılanlar. Geçtiğimiz günlerde Pakistan Taliban’ıyla Belucistan Özgürlük Ordusu ortak bir saldırıda baraj inşaatında çalışan 9 tane Çinli mühendisi öldürdü. Her gün hemen hemen Çin vatandaşlarına karşı böyle saldırılar var. Şimdi Çin kara kara düşünüyor, bu bir beşinci kol faaliyeti olarak karşısına çıkıyor. Bunları keyifle izleyen biri var ama. Washington bunu keyifle izliyor. Washington’ın istediği şey hızlı bir kaosun hakim olması. ABD’nin en iyi yaptığı şey, kaosu yönetiyor gibi gözükmek.”

‘ABD’nin önümüzdeki dönemde bir ulus ve devlet inşası projesi var’

Afganistan’dan Türkiye dahil bölgeye akan sığınmacıların kendisine Iraklı Kürtlerin Guam adasına götürülmesini hatırlattığını söyleyen Adıbelli’ye göre, ABD’nin önümüzdeki dönemde bir ulus ve devlet inşası projesi var:
“Irak’ın işgalinde, Iraklı Kürtlerin ABD tarafından Guam adasına götürülme hadisesi var, o süreci hatırlattı bana. Özellikle Türkiye’ye gelenlerin tek tip, belli yaş aralığında ve erkek olması gibi durumlar bana biraz onu hatırlattı. Üçüncü ülkelerden ABD yine alacak ve devşirecek. Bu da demek ki bu coğrafyada ABD’nin önümüzdeki dönemde bir ulus ve devlet inşası projesi var.”

‘Rusya Afganistan meselesinde, coğrafyayı iyi bildiği için bireysel değil, bölge ülkeleriyle hareket ediyor’

Rusya’nın Afganistan coğrafyasını iyi bilenlerden olduğu için bireysel değil bölge ülkeleriyle hareket ettiğini vurgulayan Adıbelli, Kollektif Güvenlik Anlaşması Örgütü'nün devreye sokulması ve Şanghay İşbirliği Örgütü üzerinden sorunun ele alınmasına atıfta bulundu. Adıbelli'ye göre Afganistan'ın Brzezinski'nin dediği gibi muazzam bir jeopolitik karadelik haline gelme durumu söz konusu:

“Rusya, bu bölgeyi en iyi bilenlerden olduğu için ileriye gitmiyor, karşı karşıya gelmemeye çalışıyor. Taliban’la görüşüyor ama Afganistan meselesinde Rusya bireysel hareket etmek yerine daha örgütsel, bölge ülkeleriyle beraber hareket etmeyi tercih ediyor. Doğru da yapıyor. Meşrulaştırma meselesi de şu, aslında Batı’nın şaşırdığı, Rusya ve Çin’in eylemleri değil. Esas Batı’nın kızdığı, şaşırdığı Taliban’ın neden Rusya ve Çin’e gittiği. Yani Amerika’nın da beklentisi biz seni iktidara yeniden taşıyoruz, sen de bize orada hizmet edeceksin, bir vekil güç olarak devam edeceksin. Taliban iyi okuyor, bölgeyi de dünyayı da. Dolayısıyla Rusya ve Çin faktörünü göz ardı etmedi. Onlarla bir denge, pazarlık koruyor. Çin ile Rusya Şangay İşbirliği Örgütü’nü devreye soktular. Bu örgütün 2005 yılından beri Afganistan’da temas grubu var. Şangay İşbirliği Örgütü de gözlemci ortak. Şangay İşbirliği Örgütü’nde 4 tane dışişleri bakanı, Türkmenistan dışarıda, Kırgızistan, Tacikistan ve Kazakistan. Özellikle Kırgızistan ve Özbekistan sınır paylaşımı nedeniyle, Türkmenistan da var ama bu Sergana Vadisi, Özbekistan İslami Hareketi’nin bağları, Tacikistan meselesi, Kırgızistan’ın da en zayıf bölge olması itibariyle uzmanlar şunu diyorlar. Vahan Koridoru’ndan IŞİD veya Taliban Uygur bölgesine sızamaz diyorlar, bu coğrafi olarak uygun değil, hayatta kalamazlar. Ancak Kırgızistan üzerinden çok rahat geçerler diyorlar. Başka bir rota gösteriliyor. Kırgızistan’ın ister istemez burada jeopolitik önemi artıyor. Bu bağlamda da Orta Asya ülkeleri alarma geçmiş durumda. Rusya Kolektif Merkezi Anlaşma Örgütü, Rusya’nın NATO’su olarak da adlandırılıyor. Bu örgütün belki önümüzdeki dönemde daha çok öne çıkacağını düşünüyorum. Şangay İşbirliği Örgütü’nün askeri caydırıcılığı yok. Bunu Rusya çok istedi başında beri, fakat Çin’in bir geleneksel politikası var, askeri paktlara girmeme, bunun savaşın ana nedeni olduğu üzerine bir felsefi inancı var. Böyle bir coğrafyada askeri caydırıcılığınız olmadığı sürece terörle mücadele edemezsiniz. Şangay İşbirliği Örgütü’nün temel felsefesi terörizmle mücadele, bölücülükle mücadele ve aşırıcılıkla mücadele. Müslüman ülkelerle ilişkilerinin bozulmasını istemedikleri için aşırıcılık olarak nitelendirdiler, radikal İslam demediler. Şangay İşbirliği Örgütü’nün diğer üyeleri de öyle. Rusya daha düşük bir profilden bu işi, daha diplomatik olarak, müzakere yoluyla, Çin’le arasında arabulucu olabiliriz dediler. Burada mesele, Avrupa ve ABD, Çin ve Rusya ile bir araya gelebilecekler mi? Böyle bir şey önerildi ama henüz cevap gelmedi Amerika’dan. Pakistan’ın da dahil olduğu süreç yapalım dendi. Bekleyip göreceğiz ancak gidişat olumlu değil. Afganistan muazzam jeopolitik bir karadelik haline gelecek Brzezinski’nin dediği gibi.”

Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала